Karalama Defteri

İstediğiniz konu ve düşünceye hitaben, yazdığınız veya yazmak istediğiniz yazılarınızı sunabileceğiniz, yeni dostlar edinebileceğiniz, istediğinizi özgürce söyleyebileceğiniz sanal defteriniz!.. :)
 
AnasayfaAnasayfa  KapıKapı  SSSSSS  AramaArama  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yap  

Paylaş | 
 

 Maskeli balo - BÜYÜK FİNAL

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Sayfaya git : Önceki  1, 2, 3, 4  Sonraki
YazarMesaj
Anestezi.
Yardımcı Yönetmen
Yardımcı Yönetmen
avatar

Mesaj Sayısı : 533
Kayıt tarihi : 17/06/10
Yaş : 21
Nerden : David Tennant, Love, (:

MesajKonu: Geri: Maskeli balo - BÜYÜK FİNAL   Salı Tem. 06, 2010 5:40 pm

Yanlız canım.
Hikayen aşırı derecede hızlı ilerliyor.
Mesela sevdiği çocuğu görememesi falan.
Oraları uzatıp hikayeye gizem katabilirdin.
Ayrıca bu çocuk nasıl 2 yıl vampir olduüunu saklamış böyle.
Kız hiç mi anlamamış yahu?
Gerçek hayatla orantılı gitmeli bence.
Tamam burada hikaye yazıyoruz,masal değil yani.
Konun çok güzel, anlatım tarzında güzel.
Ama dediğim gibi cevherini yanlış kullanıyorsun derim ben.



by cherrybomb. Cool
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.bizimhikayelerimiz.com/forum/kehanet-anestezi-t7043.h
~//Pandora
Dublör
Dublör
avatar

Mesaj Sayısı : 260
Kayıt tarihi : 13/06/10
Yaş : 20
Nerden : Ankara

MesajKonu: Geri: Maskeli balo - BÜYÜK FİNAL   Salı Tem. 06, 2010 6:47 pm

Yeni okuyucuya yer var mı????
Hikayen çok güzel, diğer bölümünü bekliyorum.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://gossipgirl-rpg.forumdizini.com
dAmLaCıK
Profesyonel
Profesyonel
avatar

Mesaj Sayısı : 344
Kayıt tarihi : 13/06/10
Yaş : 22
Nerden : istanbul

MesajKonu: Geri: Maskeli balo - BÜYÜK FİNAL   Çarş. Tem. 07, 2010 11:06 am

Anestezi. demiş ki:
Yanlız canım.
Hikayen aşırı derecede hızlı ilerliyor.
Mesela sevdiği çocuğu görememesi falan.
Oraları uzatıp hikayeye gizem katabilirdin.
Ayrıca bu çocuk nasıl 2 yıl vampir olduüunu saklamış böyle.
Kız hiç mi anlamamış yahu?
Gerçek hayatla orantılı gitmeli bence.
Tamam burada hikaye yazıyoruz,masal değil yani.
Konun çok güzel, anlatım tarzında güzel.
Ama dediğim gibi cevherini yanlış kullanıyorsun derim ben.

valla ne desem bilmiyorum ki?
haklısın aslında, hızlı geçiştiriyorum. ama ben bu hikayeyi 2 ay falan önce yazdım ve sınavlarım o zamanlar çok olduğu için hemen bitirmek zorunda kaldım.
babamla anlaşma yapmıştık. ben derslerime çalışacağım ve babam da hızlı geçiş yaparak sadece 60 sayfa yazmama izin verecekti ve öylede oldu.
sadece 60 sayfa yazdım ve hemen bitirdim.
ayrıca düşüncelerini açıkça ifaade ettiğin için de çok teşekkür ederim.
böylece nerelerde yanlış yaptığımı bilerek yeni yazmaya başladığım hikayelerimde aynı hatalara düşmüyorum.

sena***love demiş ki:
Yeni okuyucuya yer var mı????
Hikayen çok güzel, diğer bölümünü bekliyorum.

tabii ki de yeni okuyuculara yer var. Razz Wink
beğenmenhe çok sevindim ve yeni bölümü en kısa zamanda koyacağım.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Anestezi.
Yardımcı Yönetmen
Yardımcı Yönetmen
avatar

Mesaj Sayısı : 533
Kayıt tarihi : 17/06/10
Yaş : 21
Nerden : David Tennant, Love, (:

MesajKonu: Geri: Maskeli balo - BÜYÜK FİNAL   Çarş. Tem. 07, 2010 5:38 pm

Yanlış anlamamana çok sevindim canım. Cool



by cherrybomb. Cool
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.bizimhikayelerimiz.com/forum/kehanet-anestezi-t7043.h
Goffret ~
Figuran
Figuran
avatar

Mesaj Sayısı : 141
Kayıt tarihi : 18/06/10
Yaş : 22

MesajKonu: Geri: Maskeli balo - BÜYÜK FİNAL   Cuma Tem. 09, 2010 1:11 pm

- Cool - Bu ifadeyi yapmasan ölürsün dimi Aslı?
Bize yakısıyo ya kahretsin Cool


Öhm, ben geeeeldim.
Bunu zaten anladınızda neyse Razz
Cooook gözel bölümdüüü.
Asıııkk falaan oldum hani.
(Neden böyle yazıp, sesli bi sekilde uzatıp okuduğumu anlamadım. xD)
Yeeeni, yeeeni, yeeeni bölüm istiyorum. Very Happy
Bu arada cumartesiye kadar koysan beni cok mutlu edersin.
Gidiyorumda yazlığa. Gitmeden okumak süper olurdu. Very Happy
Neyse yine de sen bilirsin tabi.


~ Öhy, amma cok yazmısım. İcimi döktüm Razz
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://kafadaryazarlar.yetkin-forum.com/
dAmLaCıK
Profesyonel
Profesyonel
avatar

Mesaj Sayısı : 344
Kayıt tarihi : 13/06/10
Yaş : 22
Nerden : istanbul

MesajKonu: Geri: Maskeli balo - BÜYÜK FİNAL   Salı Tem. 13, 2010 3:14 pm

Goffret ~ demiş ki:
- Cool - Bu ifadeyi yapmasan ölürsün dimi Aslı?
Bize yakısıyo ya kahretsin Cool


Öhm, ben geeeeldim.
Bunu zaten anladınızda neyse Razz
Cooook gözel bölümdüüü.
Asıııkk falaan oldum hani.
(Neden böyle yazıp, sesli bi sekilde uzatıp okuduğumu anlamadım. xD)
Yeeeni, yeeeni, yeeeni bölüm istiyorum. Very Happy
Bu arada cumartesiye kadar koysan beni cok mutlu edersin.
Gidiyorumda yazlığa. Gitmeden okumak süper olurdu. Very Happy
Neyse yine de sen bilirsin tabi.


~ Öhy, amma cok yazmısım. İcimi döktüm Razz

koyarım canım nie koymayayım? Razz
beğenmene sevindim. Razz
aaaa! niye gidiyon daha yeni geldin! Smile
içini bana döktüğün için teşekkürler. Razz

Anestezi. demiş ki:
Yanlış anlamamana çok sevindim canım. Cool

yok canım nie yanlış anlayayım... Razz
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Anestezi.
Yardımcı Yönetmen
Yardımcı Yönetmen
avatar

Mesaj Sayısı : 533
Kayıt tarihi : 17/06/10
Yaş : 21
Nerden : David Tennant, Love, (:

MesajKonu: Geri: Maskeli balo - BÜYÜK FİNAL   Salı Tem. 13, 2010 4:10 pm

Malesef ölürüm İpek.
Lanet girsin haklısın. Cool



by cherrybomb. Cool
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.bizimhikayelerimiz.com/forum/kehanet-anestezi-t7043.h
dAmLaCıK
Profesyonel
Profesyonel
avatar

Mesaj Sayısı : 344
Kayıt tarihi : 13/06/10
Yaş : 22
Nerden : istanbul

MesajKonu: Geri: Maskeli balo - BÜYÜK FİNAL   Salı Tem. 13, 2010 8:55 pm

2. bölümü ipek'e ithaf ediyorum.... Smile Razz
II. BÖLÜM: KURTARIN BENİ

…Gözlerim etrafı görmeye başladığında ilk Alexander’ı ayırt ettim. Sanki siyah bir tünelden geçmiş gibiydim. Başım dönüyordu. Olanları bir türlü hatırlayamıyordum. Sordum;
— Neler oldu bana? Nerdeyiz?
— Üniversitenin patikasında yürürken birden bayıldın.
— Başım dönüyor. Kendimi pekiyi hissetmiyorum. Nerdeyiz?
— Benim evimdeyiz. Seni evine götürmek istedim ama ne anahtarını bulabildim ne de ailen evdeydi. Ben de bu yüzden seni benim evime getirdim.
dedi. Daha kendime gelemeden pencereden Lizzy atladı.
— Lizzy… Sen… Ama… Nasıl?..
diye şaşkınlıkla sordum. Lizzy, Alexander’a bir
yerleri işaret ediyordu.
— Sen burada bekle tamam mı? Ben hemen geliyorum. Korkma bi’şey yok.
dedi.
— Tamam.
dedim şaşkınlıkla. Lizzy, Alexander’ı çekiştiriyordu. Konuştuklarını da duyabiliyordum.
— Alexander! Merry’nin burada ne işi var?
— Bak Liz! Merry bende bir gariplik olduğunu fark etti. Derslerde yanında olmama rağmen beni göremiyordu. Sonra da gelip benden bir açıklama bekliyordu. Bende sırrımızı ona söyledim. O anda da bayılmıştı zaten. Şimdi de hiç bir şey hatırlamıyordu. Ta ki sen gelene kadar. Çok teşekkür ederim. İşimi gerçektende çok kolaylaştırdın.
— Dur bi’dakika. Sen biraz önce sırrımızı söyledim mi dedin?
— Aynen öyle dedim. Zaten ben söylemeseydim o eninde sonunda bizim vampir olduğumuzu öğrenecekti.
— Sana inanamıyorum Alexander!
— Başka çarem yoktu Liz. Lütfen beni anla. Tamam, daha fazla uzatmayalım. Şimdi Merry iyice meraklanacak. Hadi içeriye gidelim.
diye aralarında bir konuşma geçti. Benim kafam hala karışıktı. Ne yani Lizzy ve Alexander bir va-va-vam-vampir miydi? Peki bunca yıldır neden benden saklamışlardı? Acaba Diana, Alexa ve Angela’da bir vampir miydi? Kafamda böyle sorular uçuşuyordu. Delirmek üzereydim. Tam çantamı alıp gidecektim ki Alexander ve Lizzy geldi. Şaşkınca onlara bakıyordum. Çünkü Alexander ve Lizzy değişmişti. Birden bir kadın ve bir erkek pencereden içeri atladı. Alexander’a bakıp bağırmaya başlamışlardı. Ama bağırdıkları çok fazla belli olmuyordu. Çünkü kadife gibi yumuşak sesleriyle bağırmaları kulağa müzik gibi geliyordu. Özellikle de kadının sesi.
— Neler oluyor Alexander? Bu insanın burada ne işi var?
— Bize bir açıklama borçlusun Alexander!
Lizzy benim yanıma geldi. Yeniden eski haline dönmüştü –insan haline-.
— Korkma, tamam mı? Hiçbir şey yok.
— Ta- ta- tamam.
dedim. Başka ne diyebilirdim ki. Biraz çekinerek biraz da merakla sordum;
— Onlar kim Lizzy?
— Onlar bizim… bizim annemizle babamız.
Şaşırmıştım. Alexander’la, Lizzy kardeş miydi? Hiç de birbirlerine benzemiyorlardı. Tenleri, göz renkleri, vücut ısıları ve seslerini saymazsak. Dayanamayıp sordum.
— Şey… Lizzy… Onların adları ne?
— Babamızın adı Blane ve annemizin adı Rose.
— Soyadlarınız aynı mı?
— Hayır.
— Ama siz aile değil misiniz? Yani Alexander ya da sen soyadlarınızı değiştirdiniz sandım. Tabii en başta sizi akraba sandığım için sorun değildi. Peki asıl soyadınız ne?
— Ailemin soyadı aynı Alexander’ınki gibi Iquado. Ama benim ki gerçekten Millar. Çünkü ben evliyim.
— Ne?
Şaşırmıştım. Liseden yeni mezun olan biri nasıl evli olabilir ki?
— Kaç yaşındasın?
— 253 yaşındayım.
dedi gayet sakin bir surat ifadesiyle.
— Kaç senedir liseye gittin?
— 35 defa mezun oldum. Böyle hesaplayabilir misin?
dedi. Güldük. Onlardan korkmamaya başlamıştım. Aslında korkmalı mıydım? Koyu bir sohbete daldık. Yanımızda olup bitenlerden habersizdik. Lizzy;
— Dur bi’dakika.
demeseydi bizimkilerin tartışması uzayacaktı. Onları dinlemeye başladım. Alexander annesiyle bağrışırken babası da onları izliyordu.
— Neden onu buraya getirdin? Avlamayı düşünmüyordun herhalde!
—Tabi ki de hayır! Sana daha ne kadar anlatacağım. Gerçi daha hiçbir şey anlatmadım, sadece seni sakinleştirmeye çalışıyordum. Neyse…
dedi ve olayı kısaca özetledi. Bende hatırlayamadığım birkaç yeri hatırladım. Ayrıca annesinin kullandığı o kelimeden dolayı biraz ürpermiştim. Avlanmak mı? Onlar insan mı avlıyorlardı? Sağ olsun Lizzy dikkatimi onlardan almayı başarmıştı. Yoksa ben donmuş bir şekilde onları dinlemeye devam edecek ve herkesin benim şok geçirmiş olabileceğimi düşündürmüş olacaktım. Lizzy beni kendi odasına götürdü. Oda çok aydınlıktı. Çünkü etrafta duvar yerine cam vardı.

LIZZY'NİN ODASI
Yatağa oturduk. Benim meraklandığım bi’şey daha vardı. Onun bembeyaz suratına bakarak sordum.
— Lizzy…
— Efendim canım?
— Hani… Sen evliydin ya…
— Evet.
— Kocan kim? Sakın yanlış anlama. Merakımdan sordum.
— Richard Millar.
— Bizim üniversitede okumuyor değil mi? Çünkü onu hiç görmedim. Yani soyadını da hiç duymadım. Hem duysam bile senin
benden gizlediğin bir kardeşin var zannederdim.
— Evet, doğru. Bizim üniversitede okumuyor. Ben dikkat çekmemek için hep okuyorum. Ama o ormanda yaşıyor. İnsanlardan uzak bir yerde…
— Bi’şey daha var. Bunca yıl neden sakladın bu sırrını. Yani arkadaş olduğumuzdan beri.
— Benden korkacağını düşündüm. Hem yanılmamışım da. Şu anda yüzün benimkinden de beyaz.
— Dalganı geç bakalım. Şey… Kocan da vampir mi? Yani Richard.
Donakalmıştı.
— Hayır. Eşim vampir değil… O bir kurt adam.
dedi acıyla ve devam etti.
— Onula çok çekişmeli günlerimiz olmuştu. Onu bir gün kaybettiğimi sanmıştım. O zaman onun değerini anlamıştım. Son kavgamızdan sonra kafasını dinlemek için ormana kaçmıştı. Onu günlerce aramıştım. Ve onu ormanın en kuytu ve karanlık yerinde yaralanmış bir şekilde bulmuştum.
— Kim yaralamıştı?
Sormaz olaydım.
— İnsanlar…
dedi hırlayarak.
— Ama neden?
— İnsanlar o zamanlar efsanevi yaratıklara aşırı derecede inanıyorlardı. Birisi onu yürüyüş yaparken görmüş. Hemen o bölgenin sakinlerine –daha çok alçaklarına – haber vermiş. Ve o gün Richard’ı kıstırdıkları yerde öldürdüklerini sanmışlar. Ama Richard numara yapmış. Sadece yaralıymış. Ben onu bulduğumda yarası kapanmak yerine daha da açılıyordu. Çok kötü bir gündü. O zamanı hatırladıkça içimde nedenini bilmediğim bir yanma oluyor.
— Yaa…
Konuyu daha fazla uzatmak istemedim.
— Hadi aşağıya inelim.
dedim. Gürültülü patırtılı kavgaları nihayet bitmişti. Alexander’a
— Ben gideyim artık.
dedim.
— Ben seni bırakırım.
dedi. Kabul ettim. Bu gün olanları asla unutamayacaktım. Onun yanından artık ayrılmıyordum. Onsuz olmak istemiyordum. Bir vampir olsa bile o benim her şeyimdi. Bir gün aramızda şöyle bir konuşma geçmişti. Her zamanki gibi yine Alexander başlatmıştı. Sesi biraz üzgün geliyordu ve o gülen yüzünden eser yoktu.
— Merry… Senle ayrılmamız lazım.
— Ama neden?
— Ben… Sonsuza kadar yaşayacağım. Senin ölümünü görmek istemem.
— O zaman beni de vampir yapın. Seninle sonsuza kadar yaşayayım.
— Olmaz.
— Neden?
— Seni öldürebilirim.
— Hadi ama bi’dene.
HAYIR!
Yanımdan uzaklaşmıştı. Arkasından ağlayarak bakmıştım. Hırslanmıştım ve kararlıydım. Alexander’dan habersiz bunu yapacaktım. Lizzy’nin yanına gittim ve onlardan olmak istediğimi söyledim. Seve seve kabul etti. Bir vampirden başka ne beklenebilirdi ki?
— Akşama evindeyim.
dedi. Bana bakarak gülmeye başladı. Güler tabi. Avı kendi ayağıyla avcısına gelmişti. Eve döndüğümde kafamda bi’sürü soru vardı. Alexander neden bana böyle davranıyordu? Benimle olmak istemiyor muydu? Benden sıkılmış mıydı? Yoksa benden nefret mi etmeye başlamıştı? Eğer sorun buysa ben ona ne yapmıştım da o benden nefret etmeye başlamıştı? Bütün günümü bunları düşünmekle harcadım. Lizzy’nin geleceğini bile unutmuşum. O dalgınlıkla uyumaya çalıştım. Acıyla kıvranıp gözlerimi açtığımda Lizzy yanı başımdaydı. Fakat bir gariplik hissediyordum kendimde. Lizzy’nin ağzından kan damlıyordu. Boynumda da bir ıslaklık vardı. Lizzy’e neler olduğunu sordum.
— Unuttun mu yoksa?
diye soruyla karışık bir cevap verdi. Hala kafam karışıktı. Başım dönüyordu. ‘unuttun mu’ diye verdiği cevaba ‘neyi?’ diye soramadan boynumda bir yanma hissettim.
— Neler oluyor?
diye sordum. Beni yatağa bağlamıştı. Yerimde duramıyordum. Acıyla kıvranıyordum. Gözlerim yine kararmaya başlamıştı. Öylesine ağırdım ki kolumu kaldıracak daha doğrusu konuşacak halim kalmamıştı. O arada Alexander penceremden atladı. İçeri girdi.
— Liz! Sen… Sen ne yaptın böyle?
dedi. Alexander geldiğinde kendimde bir hafiflik hissettim.
— Merry! Neler oluyor?
diye bir soru fısıldadı kulağıma.
— Hatırlamıyorum.
diyebildim. Başka ne diyebilirdim ki? Gerçekten de hatırlamıyordum. Bir an Alexander’a bakınca bu sabahki yaşadığımız olay aklıma geldi.
— Hani beni terk etmiştin? Mademki terk etmedin, niye beni üzdün?
diye bağırdım. Alexander şaşkın bir suratla bana bakıyordu. Biraz da üzgün olduğu yüz mimiklerinden belliydi. Lizzy hemen atladı.
— Aslında seni terk ettiği doğru ama Alexander’ın geleceği görebilme ve düşünceleri okuyabilme yeteneği var. Kesin senin başına kötü bir şeyler geleceğini görmüştür.
dedi gülerek. O anda ben kulakları tırmalayacak kadar ince bir sesle çığlık attım. Boynum çok feci yanıyordu. Lizzy gülerek
— Dönüşüm başladı!
dedi. Alexander telaşlanmıştı. Bir ona bir bana bakıyordu. Çığlıklarım daha da artınca Alexander üzerime doğru koşmaya başladı. Ama o yetişemeden benim kalbim son kez atmıştı bile. Ben de artık vampirdim. Kendimi çok tuhaf – güçlü, acı çekmeyen ve boğazım kurumuş – hissediyordum. Alexander, Lizzy’e bakıp
— Lizzy, bunu neden yaptın? Ne istiyordun ondan? Tamam, doğru o gelip senden bunu
istedi. Hatalı davrandı ama sende hemen kabul ettin. Ondan bu kadar nefret mi ediyordun? Onu öldürebilirdin. Çünkü onu ısırmakla kalmadığın ağzındaki kandan belli oluyor.
dedi karamsar bir ifadeyle. Bende onları izliyordum. Bir yandan da gülmemek için kendimi zor tutuyordum. Çünkü elim kolum -gerçek anlamda- bağlıydı. Gerçi Lizzy’de bunu neden yaptığını bilmiyordu. Anlaşılan vampirler gerçek hallerine büründüğünde kendilerinden geçtikleri için neler yaptıklarını bilmiyorlardı. Alexander’a göre arkadaşını seven, anlayışlı Lizzy gitmiş, yerine acımasız, iğrenç bir yaratık gelmişti. Ama ben öyle düşünmüyordum. Çünkü Lizzy biraz - duble - acılı da olsa bana bir iyilik yapmıştı. Beni sevdiğime kavuşturmuştu. Artık bende bir vampirdim ve Alexander’la beraber sonsuza kadar mutlu yaşayacaktık. Alexander benim o güler yüzümü görünce sanki biraz rahatlamıştı. Çünkü yüz kaslarının gevşediğini hissedebiliyordum. Benim yanıma geldi ve yatağımın kenarına eğreti oturdu. Sakin bir şekilde;
— Liz... Bunu neden yaptın bilmiyorum ama iplikleri geri çöz. Hadi kıpırda biraz…
dedi. Sonra Lizzy ayaklarımı çözerken Alexander ise ellerimi çözüyordu. Bir ara bana dönüp
— İyi misin?
diye sordu. Yüzümde güller açıyordu.
— Hem de hiç olmadığım kadar.
dedim ve onun yanağına masum bir öpücük kondurdum. Evde tek başınaydım. Bu yüzden Alexander benimle kalmak istemişti.
— Ailen eve gelene kadar yanında durmamı ister misin?
diye sordu. Gülerek cevap verdim.
— Ailem gelmeyecek ki. Ben ailemden ayrı yaşıyorum. Yani senin gibi annem, babam ve kardeşlerimle yaşamıyorum. Üniversiteye başlayınca onlardan ayrıldım.
dedim. Alexander’da o akşam benimle kalmıştı. Beraber uyumuştuk. Çok ama çok romantik bir geceydi…


UMARIM BU BÖLÜMÜ DE BEĞENİRSİNİZ... Razz

VE BUNLAR DA ALEXANDER'LA LIZZY'NİN ANNESİYLE BABASI...



ROSE IQUADO

alexander ve lizzy'nin annesi. 290 yaşında. annesi insan babası vampirdi. kendisi melez. mavi gözlü, siyah saçlı...





BLANE IQUADO



alexander ve lizzy'nin babası. çocukları gibi vampir. 320 yaşında. mavi gözlü, kahve saçlı
..


En son dAmLaCıK tarafından Ptsi Tem. 26, 2010 11:49 am tarihinde değiştirildi, toplamda 5 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
~//Pandora
Dublör
Dublör
avatar

Mesaj Sayısı : 260
Kayıt tarihi : 13/06/10
Yaş : 20
Nerden : Ankara

MesajKonu: Geri: Maskeli balo - BÜYÜK FİNAL   Çarş. Tem. 14, 2010 10:24 am

~İlk yorum~
Çok güzel bir bölümdü canım.
Ellerine sağlık.
Kızın paniklemesi falan yanımda gibiydi.
Yeni bölümünü bekliyorum Smile
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://gossipgirl-rpg.forumdizini.com
Anestezi.
Yardımcı Yönetmen
Yardımcı Yönetmen
avatar

Mesaj Sayısı : 533
Kayıt tarihi : 17/06/10
Yaş : 21
Nerden : David Tennant, Love, (:

MesajKonu: Geri: Maskeli balo - BÜYÜK FİNAL   Çarş. Tem. 14, 2010 10:42 am

İkinci yorum ~
Hzılı ilerlemesi konusu hariç iyiydi.
Bunları zaten sana söylemiştim.
O yüzden papağan gibi tekrar etmeyeceğim.
Çünkü bu hikayeni önceden bitirmiştin. Laughing



by cherrybomb. Cool
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.bizimhikayelerimiz.com/forum/kehanet-anestezi-t7043.h
dAmLaCıK
Profesyonel
Profesyonel
avatar

Mesaj Sayısı : 344
Kayıt tarihi : 13/06/10
Yaş : 22
Nerden : istanbul

MesajKonu: Geri: Maskeli balo - BÜYÜK FİNAL   Çarş. Tem. 14, 2010 3:49 pm

sena***love demiş ki:
~İlk yorum~
Çok güzel bir bölümdü canım.
Ellerine sağlık.
Kızın paniklemesi falan yanımda gibiydi.
Yeni bölümünü bekliyorum Smile

yanında yaşanmış gibi hissetmene ve beğenmene çok sevindim. Razz
ben de yazarken senin hissettiklerini hissetmiştim. Razz
yeni bölümü de en kısa zamanda koyacağım... Smile

Anestezi. demiş ki:
İkinci yorum ~
Hzılı ilerlemesi konusu hariç iyiydi.
Bunları zaten sana söylemiştim.
O yüzden papağan gibi tekrar etmeyeceğim.
Çünkü bu hikayeni önceden bitirmiştin. Laughing

beğenmene çok sevindim tatlım... Razz
evet yine hızlı geçiş yaptım. Neutral
zaten ben kendim de hızlıyımdır. Laughing
annem hep yavaşlamamı söyler, ama bilmiyordur ki o benim en yavaş halimdir. afro
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Anestezi.
Yardımcı Yönetmen
Yardımcı Yönetmen
avatar

Mesaj Sayısı : 533
Kayıt tarihi : 17/06/10
Yaş : 21
Nerden : David Tennant, Love, (:

MesajKonu: Geri: Maskeli balo - BÜYÜK FİNAL   Çarş. Tem. 14, 2010 5:28 pm

Desene birbirimize hiç benzemiyoruz.
Bende çok tembelimdir.
Garfield gibi geceleri rahat uyumak için gündüzleri dinleniyorum. Laughing



by cherrybomb. Cool
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.bizimhikayelerimiz.com/forum/kehanet-anestezi-t7043.h
dAmLaCıK
Profesyonel
Profesyonel
avatar

Mesaj Sayısı : 344
Kayıt tarihi : 13/06/10
Yaş : 22
Nerden : istanbul

MesajKonu: Geri: Maskeli balo - BÜYÜK FİNAL   Çarş. Tem. 14, 2010 6:00 pm

Anestezi. demiş ki:
Desene birbirimize hiç benzemiyoruz.
Bende çok tembelimdir.
Garfield gibi geceleri rahat uyumak için gündüzleri dinleniyorum. Laughing

aslında pek benzemediğimiz söylenemez. Wink
ben de günümün çoğunu garfield gibi geçiririm Razz ama bir işe başladım mı basarım gaza çabucak bitiririm. Laughing işte o zaman annem yavaşlamamı söyler Laughing yoksa annem tarafından ismim robot damla ya çıkmıştır... Cool
ama hikayemi uzatamamam babamın zoruyla oldu. Mad

bu arada bazı şeyleri değiştirdim. (örneğin alexander'ı değiştirdim, annesini ve babasını da ekledim. ve bölüme bir resim daha...)

3. bölümü de eklemek istiyorum... Razz
ama diğer bölümler 2. ve 3. bölüm gibi kısa sürede gelemeyebilirler. Smile
bazı arkadaşlarımızı kırmayalım... Laughing

III. BÖLÜM: İLİŞKİMİZ DEVAM EDİYOR

Ertesi gün kendimi daha bir başka hissediyordum. Yerimde duramıyordum. O kadar neşeliydim ki anlatamam. Önce elimi yüzümü yıkamaya gittim. Sonra ağzımı sulandıracak nefis bir kahvaltı hazırladım. Mis gibi kokan kızarmış ekmek kokusu bütün evimi kaplamıştı. Alexander’da benimle uyuduğu için onu uyandırmaya gittim. Öyle güzel uyuyordu ki onu uyandırmaya kıyamadım. Ama uyanması lazımdı.
— Hadi seni uykucu! Kalk artık!
— 5 dakika daha. Lütfen Merry.
— Olmaz. Sonra okula geç kalacağız.
— Okul… Geç kalmak? Ay! Ben okulu tamamen unutmuşum.
dedi ve yataktan öyle hızlı kalktı ki sandalyemin üzerindeki kıyafetleri yere düştü. Aceleyle üstünü giyindi ve elini yüzünü yıkamaya gitti. Alexander ve ben eski halimize dönmüştük. Ama ben hala dün gecekilere inanamıyordum. Ben de bir vampirdim. Artık Alexander bana
terk etmekten falan söz etmezdi. Eğer böyle bir şeyi deneyecek olursa ben ona n’apacağımı iyi bilirdim. Yemeğe oturduk. Güzelce kahvaltımızı yaptıktan sonra odamdan gelen gürültüyü duyduk. Lizzy yine pencereden içeri atlamış aşağıya iniyordu. Bi’kerede insanmış gibi davranıp zili çalsa-:)ilk defa pencereden girmişti.- olmuyor sanki. Alexander’a yeni ütülenmiş elbise getirmişti.
— Bu elbiselerle okula gidemezsin. Al! Kendine biraz çeki düzen ver.
Alexander’a elbiseleri verdikten sonra kolumdan çekiştirerek beni odama çıkardı. Alexander banyoda giyinecekti.
— Hadi bakalım. Sen de bir vampir olduğuna göre tarzını ve davranışlarını biraz değiştirelim. İşe kıyafetlerinden başlayalım.
dedi ve dolabımda ne kadar elbise varsa hepsini yatağıma yığdı. Bunları geri toplamam zor olacaktı. En azından ben öyle sanıyordum. Jet gibi hızlı olduğumu unutmuşum. İnsanlık hali işte. Ben ne dedim şimdi? İnsanlık hali mi dedim? Vampirlik hali desem daha uygun olmaz mıSmile? Lizzy kıyafetlerimi benim tarzıma ve renklerin uyumuna göre ayrı askılara ayırmaya başlamıştı bile. Bugün hava her zamankinden biraz daha sıcaktı ve güneşliydi. Bu yüzden lacivert renkli, kareli askılımı giyecektim.

Bu seçimi Lizzy yapmıştı. Renkleri ayırmada çok usta olmalıydı. 5 dakika içinde bütün dolabımı düzene sokmuştu. Askılarım tamamen birbiriyle uyumlu renk ve kıyafetlerle dolmuştu. Saçımı Lizzy yapmıştı. Gerçekten güzel topuz yapıyormuş. Alexander’da hazır olduktan sonra mor topuklularımı giydim.

Lizzy sağ olsun çok güzel olmuştum. Çok yardımı dokundu. Hep beraber pencerenin önüne gittik. Önce Alexander ve Lizzy atladı. Arkalarından bakarken gözlerim fal taşı gibi açılmıştı. Ama içindeki ses ‘atla!’ diyordu. Aşağıya doğru uzandım ve kendimi yere iki ayağım üzerine çömelmiş buldum.
— Wow.
Bunu söylemekten kendimi alamamıştım. Gerçekten süper bi’duyguymuş. Alexander
— Okula kadar yarışalım mı?
dedi gülümseyerek. Kendimi bu zevkten alamayacağım için
— Süper olur!
dedim gülerek.
— Lizzy sen de var mısın yarışa, yoksa arabayla mı geleceksin?
— Siz kafanıza göre takılın. Ben arabayla geleceğim. Bi’kaç işim var zaten.
— Tamam.
— Nesine yarışıyoruz?
— Sen söyle.
— Hım… eğer ben kazanırsam herkesin önünde diz çöküp beni sevdiğini söyleyeceksin.
dedim kahkahalara boğularak. Alexander’da haince gülümseyerek bana bakmıştı.
— Eğer ben kazanırsam sen de beni bütün okulun önünde öpeceksin. Dudaktan.
— Hayır!
— Hani itiraz etmeyecektik.
— Tamam.
dedim somurtarak.
— Üç… İki… Bir… Başla!
Koşmaya başlamıştık bile. Üniversitenin patikası bizim evin önünde son buluyordu.
Zaten buradan Alexander ve benim dışımda kimse geçmezdi. Bu yüzden bizi kimse görmezdi. Yani hiçbir tehlike yoktu. İlk ben varmıştım okula. Yani bu denli hızlıydım ha? Daha bi’dakika bile geçmeden Alexander o asık suratıyla beraber geldi. Bense gülmeye başladım. El ele tutuşarak üniversitenin bahçesinden içeri girdik. Alexander’a manalı bir şekilde bakmaya başladım. Biraz da beklenti vardı bakışlarımda.
— Ee! Seni bekliyorum.
— Tamam ya! Aslında senin beni öpmeni istiyordum ama sen kazandın ne yapalım. Of!
dedi ve bana arkasını dönüp arkadaşlara doğru bağırmaya başladı.
— Hey! Arkadaşlar! Bi’bakar mısınız? Sizin yanınızda söylemek istediğim çok önemli bi’şey var.
Gülümseyerek yere diz çöktü.
— Arkadaşlar! Ben… Ben Merry’i canımdan bile daha çok seviyorum. Hepiniz buna
şahitsiniz. Değil mi?
Bahçeden gülüşmeler, uğultular yükselmeye başlamıştı. Alexander biraz sıkılmıştı. Sonra onlara aldırış etmeden yürümeye devam ettik. Hemen arkamızdan Lizzy, Angela, Diana ve Alexa geldi. Demek Lizzy diğerlerini almak için arabaya binmişti. Alexander’a eğilip sordum.
— Alexander!
— Efendim aşkım?
— Lizzy’nin arkadaşları da vampir mi?
Sormaz olaydım. Bana bi’bakış fırlattı.
— Tabi ki de hayır! Sadece Liz, annem, babam, SEN ve ben, başkası yok! Ne bileyim, yani birilerine dayanamayıp saldırabilirsin. Bu senin için normaldir. Biz alışığız, ama ya sen?
— Anlıyorum. Peki, daha dikkatli olurum.
Gerçekten de dayanamıyordum. Her zaman güler yüzlü olan ben şimdi insan kokusunu aldıkça güler yüzlülüğümü kaybetmeye başlıyordum. Yüzümde bana –gerçek anlamda- acı veren bir gülümseme vardı. Bir zamanlar Alexander’da da olduğu gibi. Onun halini şimdi
anlıyordum. Alexander yanıma geldi.
— Dayanamıyorum!
diye bağırdım. Etrafımda kurban arıyordum. Ama olmuyordu. Hepsi ya en sevdiğim arkadaşımdı ya da öğretmenlerimden biriydi. Alexander kolumu tutarken bayılacakmış gibi bir sesle
— Götür beni buradan! Lütfen…
dedim. Alexander’la beraber ormana gittik.
Spoiler:
 
Etrafıma deli gibi bakıyordum. Alexander yine ortalıkta yoktu. Ay! Delirmek üzereydim. Alexander’ı aramaya başladım. Koca ormanı tavaf ettikten sonra Alexander’ı bulmayı başardım. Meğer bana yatışmam için ceylan avlamış.
— Şimdilik bununla idare et. Akşama hep beraber buraya geleceğiz. Avlanacağız.
— Olur.
Elim, ağzım, burnum, her yerim kan olmuştu. Alexander gülmeye başlamıştı. Çünkü çok komik olmuştum. Yemek yememe rağmen hiçbir şey benim için kanın yerini tutamazdı. Hele birde insan kanı!?! Gerçi daha düne kadar ben de bir insandım ama artık bir vampirim. Dayanamıyordum. Alexander beni bir göledin yanına götürdü. Beraber suyun içine atladık. Atlayış o atlayış. Bir daha çıkmak bilmedik. Su o kadar güzeldi ki… Bende bir güzel temizlenmiş oldum. Öğleye doğru sudan çıkabildik. Kurulanmamıza bile gerek yoktu. Direkt patikadan geçerek bahçeye girdik. Biraz rahatlamıştım. Zil biz gelir gelmez çalmıştı. Biz de derse girdik. Zaten ilk ders bugün geç başlıyordu. Bu yüzden tam zamanında gelmiştik. Hiçbir dersi de kaçırmamış olduk. Beraber –el ele- sınıfa girdik. En ön sıra boştu. Oraya oturduk. Hemen arkamızdan da bizimkiler girdi. Aradan daha 1–2 dakika bile geçmeden Bay Filliep kapıdan içeri girdi.
— Arkadaşlar, bugün ders işlemeyeceğiz!
dedi. Herkes
— Oley!
diye bağırdı. Ama bir gariplik vardı. Bay Filliep kolay kolay ders işlememezlik yapmazdı. Sordum
— Bay Filliep, neden ders işlemeyeceğiz?
— Çünkü yazılı yoklama var da ondan. Kaldırın kitaplarınızı, defterlerinizi! Kâğıt ve kalem çıkarın! Tahtadaki soruları cevaplayacaksınız!
Sınıftan uğultular yükseldi. Her ağızdan bir ses çıkıyordu. Bay Filliep soruları yazmaya başlamıştı bile. En kolay soruları yazmıştı. Alexander’la göz göze geldik. Gülmemek için kendimizi zor tutmuştuk. Hoca galiba sınıfları karıştırmıştı. Geçen senenin sorularıydı bunlar. Bir üniversite sonlu için gayet kolaydı. Soruları yazıp yanıtlamaya başladım. İlk ben bitirmiştim. Hemen benim artımdan Geneca, Alexander, Lizzy ve Diana bitirmişti. Alexander’a dönüp
— Nasıl geçti?
diye sordum.
— Yıllardır sorulan aynı sorular işte.
— Ah! Unutmuşum. Nede olsa sen bir vampirdin. Kaç sene lise okumuştun sen?
— Saymakla bitmez ama 40 kez mezun oldum. Bu da benim 40. üniversite okuyuşum. Bir ara bize gel de sana mezuniyet keplerimizi göstereyim.
— Çok mu var?
— Hem de nasıl. Lizzy’le beraber koleksiyon yapıyoruz. Acaba... Şey… Seninle mezun olduktan sonra…
Lafını bitiremeden zil çalmıştı.
— Herkes kâğıdını versin! Verenler de dışarı çıksın!
Alexander’la dışarı çıktık.
— Ee! Ne diyecektin?
— Şey… Neyse boş ver. Daha sonra da söyleyebilirim.
— Yine benden bi’şeyler saklıyorsun Alexander!
— Hayır! Hayır! Hiçbir şey saklamıyorum. Sadece söylemek için doğru zaman değil.
— Peki! Öyle olsun! Söylemek için doğru zaman ne zaman? Madem söylemeyeceksin niye başını söyleyip devamını söylemiyorsun?
— Merry! Dur gitme! Merry!
Ben çoktan uzaklaşmıştım. Alexander’da benim arkamdan koşarak geliyordu. Birden önüme çıktı. Ona çarptım. Tabii o beni durdurmayı başarmıştı.
— Dur bi’dakika, sen ağlıyor musun?
— Başka ne yapıyor gibi görünüyorum(!)?
— Ama… Ama neden?
— Sen benden her şeyi saklıyorsun! Eğer saklayacak bi’şeyin olmasa bana böyle davranmazdın!
diye bağırdım. Kendimi tutamamıştım. O da üzgün bir şekilde bana bakıyordu. Tam ağzını açtı ki –belli ki söyleyecekti- zil çaldı. Sınıfa giderken
— Hadi…
— Sana mezun olduktan sonra bir hediyem olacak. Tamam… Söyledim.
— Şimdi beni iyice meraklandırdın. Hiç söylemesen daha iyiydi yani…
— Söylesem bi’dert söylemesem başka bi’dert. Sende karar ver. Söyle dedin ben de söyledim. Gerisini sorma. Sürpriz olacak.
Bu bizim son yılımızdı. Buralarda üniversite 3 yıldı. 2 yılımız su gibi akıp gitmişti zaten. Geriye 1 yıl bile değil 5 ay kalmıştı. Bu 5 ayı da kavgasız geçirsek de kurtulsak. Yani üniversiteden, birbirimizden değil. Neyse, yerlerimize oturduk. Bayan Geonson’ın dersiydi. Elinde tiyatro seçmelerinin sonuçları vardı.
— Derse geçmeden önce geçen hafta yapılan seçmelerin sonucunu açıklamak istiyorum. Hatırladığım kadarıyla bu sınıftan iki grup katılmıştı seçmelere. Ve seçilen çift ‘Alexander Iquado ve Merry Gupta’. Sizi tebrik ederim çocuklar.
— Teşekkür ederiz.
— Şimdi aşağıya inin. Sizi bekliyorlar. Zaten ders işlemeyecektim. 2 hafta önce yapılan biyoloji sınıfının sonucu açıklayıp sonra serbest bırakacaktım.
Sınıftan ‘Oley’, ‘yaşasın’ gibi uğultular yükseliyordu.
— Ha bu arada, ikinizde ‘A’ aldınız.
Biz çifte sevinle aşağıya indik. İçimden ‘bu müjdeli haberlerin sonu gelmeyecek mi?’ diye geçirdim. Alexander tabii ki de beni duymuştu. Ne de olsa onun düşünce okuma yeteneği vardı.
— Hangi müjdeli haberler?
— Sınavın sonucu, seçmelerin sonucu…
— Evet. Gerçektende sonu gelmeyecek gibi.
Tiyatro salonundan içeri girer girmez bizi alkışlayıp tebrik ettiler. Sonra da bizi kostümlerin olduğu yere götürdüler. Hemen çalışmalara başlamamız gerekiyormuş. Çok az zamanımız kalmış. Aceleyle bi’oraya koşuyorduk bi’buraya. Elimiz ayağımız birbirine dolaşmıştı. Bir ara hiç zil çalmayacak zannettim –ama çaldı xD-. Son ders de bitmişti. Günlerden de cumaydı. Cumartesi ve Pazar günü dersimiz de yoktu. Alexander’la sınıfa çıkıp kitaplarımızı aldık ve dolabımıza yerleştirip, Alexander’ın evine gittik. Annesinin ve babasının bu olaydan haberi vardı. Lizzy de onlardan iyi fırça yemişti. Çünkü bize öyle demişti. Annesi bana dönüp –kızgın bir yüz ifadesiyle-
— Ee! Bizden biri olmak nasıl bir duygu?
Ben de sırf ona inat
— Gerçekten de güzel bir duyguymuş. Ama bazı şeylere sabretmek zor.
dedim.
— Alexander sana haber verdi mi?
dedi babası.
— Ormana gitme konusundaysa evet.
— Hadi o zaman ne duruyoruz?
— Avlanmayı biliyor musun?
— Hayır.
— Ben ona öğretirim.
dedi Alexander bana sarılarak. Hep beraber ormana gittik. Lizzy’de bizi ormanda bekliyordu. Yanında da birisi vardı.
— Bu kim?
— Lizzy’nin kocası, Richard.
— Çok yakışıklıymış.
Alexander’ın sinir küpü olduğunu hissedebiliyordum. Onu sakinleştirmek için
— Yapma ama bu dünyada sen benim ilk ve tek YAKIŞIKLI aşkımsın.
dedim. Sakinleştiğini hissetmiştim. Ve içim rahatladı. Sonra hep beraber farklı yönlere dağıldık. Avlandık. Gerçekten çok kolaymış. Alexander ‘eğer avını doğru seçersen ve ona odaklanırsan kolaylıkla yakalarsın.’ demişti. Ben de öyle yapmıştım. İyice tatmin olduktan sonra avlanmayı bıraktım. Üstelik akşam olmuştu. Ben Alexander’la kendi evime, Lizzy annesi ve babasıyla kendi evlerine gitmişti. Richard ise ormanda kalmıştı. Yine Alexander’la beraber uyumuştum. Onun yanında huzurluydum. Artık geri kalan günlerimiz hep böyle geçiyordu. Gündüzleri çekişmeli, akşamları ise beraber uyuyarak geçiriyorduk. Romantik bir şekilde...
KARAKTER TANIMI

RICHARD MILLAR
lizzy'nin kocası. kendisi bir kurt adam. 195 yaşında. siyah şaçlı, kahve gözlü... lizzy'e ve lizzy'nin ailesine inanılmaz derecede bağlı. (arada bir lizzy'le kavga etseler bile.) ormanda yaşıyor...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
geçmiş_rüyalarım
Amatör
Amatör
avatar

Mesaj Sayısı : 16
Kayıt tarihi : 24/07/10
Yaş : 21
Nerden : İzmir//

MesajKonu: Geri: Maskeli balo - BÜYÜK FİNAL   Çarş. Tem. 28, 2010 2:45 am

Yeni okuyucu ve ilk yorum! cheers
Her şey biraz hızlı gelişmiş ama çok güzel anlatıyorsun.
Anlatımını çok sevdim şahsen.
Ellerine sağlık, üç bölüm de çok güzeldi. =)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
dAmLaCıK
Profesyonel
Profesyonel
avatar

Mesaj Sayısı : 344
Kayıt tarihi : 13/06/10
Yaş : 22
Nerden : istanbul

MesajKonu: Geri: Maskeli balo - BÜYÜK FİNAL   Çarş. Tem. 28, 2010 12:38 pm

geçmiş_rüyalarım demiş ki:
Yeni okuyucu ve ilk yorum! cheers
Her şey biraz hızlı gelişmiş ama çok güzel anlatıyorsun.
Anlatımını çok sevdim şahsen.
Ellerine sağlık, üç bölüm de çok güzeldi. =)

hoşgeldin tatlım. I love you
ewet hızlı geçtim ama nedenini daha önce söylemiştim.
umarım okumuşsundur... Very Happy
beğenmene sevindim. Razz
ayrıca anlatım tarzma ettiğin iltifat için teşekkür ederim....
Razz
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
~//Pandora
Dublör
Dublör
avatar

Mesaj Sayısı : 260
Kayıt tarihi : 13/06/10
Yaş : 20
Nerden : Ankara

MesajKonu: Geri: Maskeli balo - BÜYÜK FİNAL   Perş. Tem. 29, 2010 9:19 am

Süppperrr bir bölüm olmuş Damla'cım.
İnanamıyorum ne kadar da güzel olmuş ellerine sağlık canım.
Yeni bölümü bekliyorum.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://gossipgirl-rpg.forumdizini.com
dAmLaCıK
Profesyonel
Profesyonel
avatar

Mesaj Sayısı : 344
Kayıt tarihi : 13/06/10
Yaş : 22
Nerden : istanbul

MesajKonu: Geri: Maskeli balo - BÜYÜK FİNAL   Paz Ağus. 08, 2010 7:19 pm

sena***love demiş ki:
Süppperrr bir bölüm olmuş Damla'cım.
İnanamıyorum ne kadar da güzel olmuş ellerine sağlık canım.
Yeni bölümü bekliyorum.

çok teşekkür ederim iltifatların için. Razz
beğenmene çok sevindim. Razz
inan canım benim inan... Laughing
yeni bölümü pc ye yenice geçirmee başladım tatlım... Razz

DUYURU


değerli okuyucularım..
yeni bölümü şu aralar pc'ye geçiremeyeceğim.. Neutral
çünkü babamın işyerine fazla uğrayamıyorum... Crying or Very sad
ama merakınız biraz geçsin diye (bana göre) bir yenilik yapıyorum.. Cool
artık bölümleri koymadan önce fragman koyacağım.. Smile
ve işte 4. bölümün fragmanı.. Smile
hepinize hayırlı uğurlu olsun.. Cool Laughing

4. bölüm fragmanı
— Anne!
— Kızım… Canım benim…
— Sizi çok özledim…

— Bu akşam misafir kabul ediyor musun?
— Tabii ki…

— Of Alexander! Çok soru soruyorsun…

— Otursana…
— Geleceğime söz veriyorum tatlım…

— Alexander ne yapıyorsun? Çekil önümden!
— İyi misin?
— Evet…
— Özür dilerim…

— Tabii ki gideceğiz…
— Beraber mi?
— Neden olmasın?

— Sinemaya gidelim mi?
— Hangisine?
— Hangisi daha korkunç?

— Koşarak mı?
— Evet…

Evet arkadaşlar şimdilik bu kadar... 4. bölümde buluşmak dileğiyle…

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
~//Pandora
Dublör
Dublör
avatar

Mesaj Sayısı : 260
Kayıt tarihi : 13/06/10
Yaş : 20
Nerden : Ankara

MesajKonu: Geri: Maskeli balo - BÜYÜK FİNAL   Ptsi Ağus. 16, 2010 10:50 am

Süper olmuş,
Komik olmuş,
Eğlenceli olmuş,
E tabii ki ellerine sağlık! Smile
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://gossipgirl-rpg.forumdizini.com
Anestezi.
Yardımcı Yönetmen
Yardımcı Yönetmen
avatar

Mesaj Sayısı : 533
Kayıt tarihi : 17/06/10
Yaş : 21
Nerden : David Tennant, Love, (:

MesajKonu: Geri: Maskeli balo - BÜYÜK FİNAL   Ptsi Ağus. 16, 2010 1:19 pm

Yeni bölüüm! Cool Cool



by cherrybomb. Cool
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.bizimhikayelerimiz.com/forum/kehanet-anestezi-t7043.h
dAmLaCıK
Profesyonel
Profesyonel
avatar

Mesaj Sayısı : 344
Kayıt tarihi : 13/06/10
Yaş : 22
Nerden : istanbul

MesajKonu: Geri: Maskeli balo - BÜYÜK FİNAL   Salı Ağus. 17, 2010 5:27 pm

senacım;
teşekkür ederim tatlım. Razz
herhalde söyleyecek kelime bulamadın aklına geleni yazdın.. Laughing

aslıcığım;
yeni bölüm yakında...
(inşallah! Mad babama kızıyorum çünkü şu aralar beni işyerinde istemiyor.. Mad )
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
~//Pandora
Dublör
Dublör
avatar

Mesaj Sayısı : 260
Kayıt tarihi : 13/06/10
Yaş : 20
Nerden : Ankara

MesajKonu: Geri: Maskeli balo - BÜYÜK FİNAL   Çarş. Ağus. 18, 2010 9:08 am

Biraz öyle oldu Smile
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://gossipgirl-rpg.forumdizini.com
dAmLaCıK
Profesyonel
Profesyonel
avatar

Mesaj Sayısı : 344
Kayıt tarihi : 13/06/10
Yaş : 22
Nerden : istanbul

MesajKonu: Geri: Maskeli balo - BÜYÜK FİNAL   Çarş. Ağus. 18, 2010 3:20 pm

sena***love demiş ki:
Biraz öyle oldu Smile

tahmin etmiştim.. Laughing
ayrıca yeni sayfa için teşekkür ederim.. Razz
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
~//Pandora
Dublör
Dublör
avatar

Mesaj Sayısı : 260
Kayıt tarihi : 13/06/10
Yaş : 20
Nerden : Ankara

MesajKonu: Geri: Maskeli balo - BÜYÜK FİNAL   Çarş. Ağus. 18, 2010 5:51 pm

Aaaa yeni sayfa açmışım albino
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://gossipgirl-rpg.forumdizini.com
Night..*
Yönetmen
Yönetmen
avatar

Mesaj Sayısı : 218
Kayıt tarihi : 11/06/10
Yaş : 22

MesajKonu: Geri: Maskeli balo - BÜYÜK FİNAL   Çarş. Ağus. 18, 2010 8:34 pm

Damlacığım Smile
Tüm bölümler çok güzel Smile
Ama alınmazsan bir şey söylicem Rolling Eyes
Senden farklı şeyler bekliyorum artık ben,yeni bir hikaye mesela Rolling Eyes
Umarım alınmazsın..
Bu hikayeyi de seviyorum ama vampirlerden uzaklaş biraz Smile clown


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
dAmLaCıK
Profesyonel
Profesyonel
avatar

Mesaj Sayısı : 344
Kayıt tarihi : 13/06/10
Yaş : 22
Nerden : istanbul

MesajKonu: Geri: Maskeli balo - BÜYÜK FİNAL   Ptsi Ağus. 30, 2010 2:14 pm

*pLayMusic demiş ki:
Damlacığım Smile
Tüm bölümler çok güzel Smile
Ama alınmazsan bir şey söylicem Rolling Eyes
Senden farklı şeyler bekliyorum artık ben,yeni bir hikaye mesela Rolling Eyes
Umarım alınmazsın..
Bu hikayeyi de seviyorum ama vampirlerden uzaklaş biraz Smile clown

merak etme alınmadım Razz
ayrıca yeni bir hikayeyi kısa zamanda koymayı düşünüyorum. Very Happy
ve bunda vampir olmayacak söz.. Laughing
ewet vampirlerden biraz olsun uzaklaşmayı düşünüyorum.

DUYURU

sevgili okuyucularım;
03.09.2010' da yurtdışına tatile gideceğim ve 2 hafta sitede olamayacağım. Sad
yeni bölümü gitmeden önce koymaya çalışacağım. Smile
sizi şimdiden özledim. Sad
ben yokken mesaj göndermeyi please ihmal etmeyin ki dönünce bii'dolu okuyacak mesajım olsun canlarım benim... Razz

söz verdiğim gibi dördüncü bölüm sizlerle..


IV. BÖLÜM: SHOW GÜNÜ


O gün gelip çatmıştı. Herkes tiyatro salonundaydı. Okulumuzun müdürü ailemi çağırmış. Gerçekten de çok anlayışlı biriymiş. Gösterimizi izlemek için de ailem ta İtalya’dan buraya gelmiş. Onları izleyicilerin arasında görünce şok olmuştum. Geldiklerine inanamıyordum. Bir an önce gösteriyi bitirip
onların yanına gitmek istiyordum. Ne de olsa onları 2–3 yıl boyunca görmemiştim. Sunucu oyunu başlattı ve biz sahneye çıktık.

— Tüm göklerin en güzel yıldızlarından ikisi,
yalvarıyorlar onun gözlerine işleri olduğundan:
biz dönünceye dek siz parıldayın diye.
Gözleri gökte olsaydı, yıldızlar da onun yüzünde; utandırdı yıldızları yanaklarının parlaklığı. Gün ışığının kandili utandırdığı gibi tıpkı. Öyle parlak bir ışık çağlayanı olurdu ki gözleri gökte gece bitti sanarak kuşlar cıvıldaşırdı…
— Bana Romeo’mu ver; sonra öldüğünde
al da küçük yıldızlara böl onu;
onlar göğün yüzünü öyle bir süsleyecektir ki,
bütün dünya gönül verip geceye,
tapmayacaktır artık o muhteşem güneşe…
— Asaletim sadece aşkının tapınağına girdiğimde olacak içimde. Bir gün yıkılırsa bedenin başka ülkelerin çamurlu evlerinde: Bil ki bütün denizleri ayaklarına dökeceğim…
— Eğer sevgin azalacaksa gittikçe çoğalan aşkımdan, Bırak avcılar çıkarsın kalbimi yerinden! Sök at ne varsa: çamura bulanmış sevdaları, bu dağların ceylanlarını, kana susamış kontları ve senden arta kalan şu cılız bedenimi! Yok et benim olmadığım bütün şatoları. Görebileceğin bir şey kalmasın benden kalan…
— Senin dudaklarınla, dudaklarım günahtan arındı.
— Öyleyse şimdi günah dudaklarımda kaldı.
— Öyleyse ver bana günahımı geri.?
Savaşır gözlerimle gönlüm öldüresiye
Senin güzelliğinin ganimeti yüzünden:
Gözüm kovar gönlümü seni görmesin diye,
Gönlüm ister gözüme pay vermemek yüzünden.
Gönlüm bildirir senin orada yattığını. Öyle bir hücredeki giremez billur gözler. Gözüm inkâra kalkar gönlün anlattığını. Güzel yüzünün ona sığındığını söyler.
Gönlü dinleyip karar vermek için toplanır
Düşünceler Kurulu: soruşturur hakçası
Kurulun yargısıyla bir karara bağlanır
Seven gözün payıyla duyan gönlün parçası…

Sonunda oyunumuz bitmişti. Selam verdikten sonra ailemin yanına gittim. Annem Maria:
— Kızım, sen ne kadar da büyümüşsün.
— Annem! Seni çok özledim. Baba! Hala sizin burada olduğunuza inanamıyorum. Locette!
— Merry! Seni çok özledim.
— Locette, ben de seni çok özledim.
Ama bir an önce onlardan sıyrılmam gerekmişti. Çünkü kanın kokusu beni bayıltmak üzereydi. Nasıl dayanmıştım, hala hayret ediyordum. O arada Alexander gelmişti yanımıza.
— Ha unutmadan, bu benim arkadaşım Alexander.
— Yakışıklı çocukmuş.
dedi annem. Babam hiç eksik kalır mı?
— Kızıma iyi bakıyorsun, değil mi?
deyince çok utanmıştım. Alexander’da böyle bi’şey beklemiyordu.
— Efendim… Biz sadece…
— Anlatmana gerek yok ki. Sanki aranızda bi’şeyler olduğunu anlamadım mı sanıyorsunuz? Benden kaçmaz. Ayrıca birbirinize nasıl baktığınızı gördüm.
— Hem birbirinize de yakışıyorsunuz.
dedi Locette. Böyle bi’şey beklemediğimizden ağzımız beş karış açık kalmıştı.
— Bu akşam misafir kabul edersin, değil mi?
diye sordu babam. Mecburen;
— Tabii ki de kabul ederim.
dedim. Başka ne diyebilirdim ki? Ama eğer böyle olacaksa Alexander bize gelemeyecekti. Onsuz bir gece düşünemiyordum. Bu gece çabuk bitsin istiyordum. Alexander’la beraber soyunma odasına gittik. Çantalarımızdan kıyafetlerimizi aldıktan sonra giyindik. Ailemin yanına gittim. Alexander çoktan evine gitmişti. Ben de kendi evime… Evde yemek yapıyordum. Locette’e en sevdiği yemek olan peynirli spagetti, anneme ve babama ise kıymalı, domatesli Fettuchini yaptım. Annemler TV’ye bakarken, Locette sofrayı kurmama yardım ediyordu. Tabakları, çatalları, kadehleri de koyduktan sonra tam bir İtalyan sofrası oldu.
— Anne, baba! Hadi gelin, sofra hazır!
— Oh! Mis gibi Fettuchini koktu. Kızım yaptığına göre eminim güzel de olmuştur.
— Erkek arkadaşın nerde kızım?
— Evinde anneciğim, başka nerede olabilir ki?
dedim masum bir surat ifadesiyle. Eğer bu başka zamanda bana yöneltilmiş bir soru olsaydı herhalde yatak odasını gösterirdim. Annem birden düşüncelerimi böldü.
— Onu da çağırsana!
— Tamam!
dedim sevinçle. Babam bana o anda öyle bir bakış attı ki… Aslında bi’şeyleri sezdiğinde hep böyle yapardı.
— Kızım sen bizden bi’şeyler mi saklıyorsun?
— Yok babacığım, daha neler.
Hemen telefonumu aldım ve Alexander’ı aradım.
— Alo! Aşkım ne oldu?
— Alexander hemen bize gel!
— N’oldu?
— Sen gel, gerisini sorma!
— Tamam geliyorum.
Aradan 1-2 dakika bile geçmeden Alexander geldi. Penceremden içeri atladı.
— N’oldu?
— Gerçekten de çok soru soruyorsun. Neyse, şimdi evine gidiyorsun, en güzel takım elbiseni giyiyorsun, bir buket alıyorsun ve arabayla gelip bir insan gibi içeriye giriyorsun. Kapıdan.
— Niye?
— Ailemle tanışmak istemiyor musun? Hadi, acele et.
— Tamam. 2-3 dakikaya kalmaz aşağıdayım.
dedi göz kırparak. Koşarak gitti. Bende aşağıya inip direkt mutfağa girdim. Fazla acele etmiyordum. Aklımda başka planlar olduğu için yavaş yapıyordum işimi. Birer tabak çanak aldıktan sonra Alexander’ın arabasının sesini duydum. Annemle babam onu karşılamak için kalkmıştı. Tam da istediğim gibi… Alexander çiçeği anneme verdi ve babamla tokalaştı. Babam oturmuştu ve annem de buketi vazoya koyuyordu. Mutfaktan çıktım. Tabakları yerleştirdikten sonra Alexander’ın yanına gittim. Normal bir insan hızıyla ayakkabılarını çıkarıyordu. Aslında fark etmeden ben biraz hızlı hareket etmiştim –tabakları hızlı koyup, neredeyse koşarak Alexander’ın yanına gitmiştim-. Biraz sesli bir şekilde Alexander’a
— Hoş geldin Alexander, biz de seni bekliyorduk.
Ayrıca fısıltıyla ‘tam zamanında geldin, sıkıntıdan patlamak üzereydim.’ dedim.
O da daha canlı bir şekilde
— Hoş bulduk.
dedi. Sonra kulağıma eğilip ‘sensiz bir akşam düşünemiyordum.’ dedi. Babam masadan sesleniyordu.
— Çocuklar daha gelmiyor musunuz?
— Geliyoruz.
Masaya oturup yemek yedik. Bir ara babam
— Ee… Kızımla ne zamandır görüşüyorsunuz bakalım?
Alexander bu soru karşısında donup kalmıştı. Cevap vermesi için ayağına çelme taktım.
— Yaklaşık olarak 3 yıl oluyor efendim.
— E o zaman buna arkadaşlık denmez ki!
dedi annem. Alexander utangaç bir tavırla anneme gülümsedi. Annem sevecenlikle baktı. İçime bir güneş doğmuştu. Ailem ilişkimize asla karışmayacaktı. Bunu hissedebiliyordum. Ve vampir olduğum konusundaysa aileme hiçbir şey söylememiştim. Alexander’ın yaptığı gibi zamanı gelince söyleyecektim. Sessizliğimizi babam bozdu.
— Sabah erkenden yola çıksak iyi olur.
— Evet. Locette’in okulu, bizim işimiz. Sabah saat 05.50’de uçak kalkıyor. Erkenden yola çıksak anca uçağı yakalarız…
dedi annem. Locette’in ağlamak istediği gözlerinden belliydi.
— Bir gün de okula gitmesem olmaz mı? Ablamı çok özledim. Onunla kalmak istiyorum!
Kendini tutamamıştı. Ağlıyordu. Ben de her şeye çok çabuk duygulandığımdan ağlamaya başlamıştım. Alexander beni, babam ve annem ise Locette’i yatıştırmaya çalışıyordu.
— Locette, kızım… Yapma böyle. Bak ablanı da üzdün… Merry’nin bu sene okulu bitiyor. O zaman geri İtalya’ya dönecektir. Buna adım gibi eminim. Hadi sil gözyaşlarını.
— Tamam Merry, üzülme… Okul kapanınca gidersin, ziyaret edersin kardeşini… Hadi yapma bunu.
dedi Alexander. Gözlerimi silip Locette’in yanına gittim. Onun da gözlerini silip
— Söz veriyorum, geleceğim. Şimdi, annemle babamı üzmüyorsun ve okulunu aksatmıyorsun. Söz mü?
— Söz… Peki, senin verdiğin söz, söz mü?
— Söz ufaklık, geleceğim… Tabii o zamana kadar sürpriz bi’şey olmazsa…
dedim gülerek. Sanırım Alexander dediklerimdeki manayı düşüncelerimde görmüştü. Çünkü o da gülüyordu...
…Saat çok geç olmuştu. Alexander’ı eve gönderdikten sonra annemlere yatacak yer ayarladım. Evim büyüktü. Bu yüzden evin 2 odasını misafir odası yapmıştım. Bir odada annemle babam, diğer odadaysa kardeşim uyuyacaktı. Bense tek başıma kendi odamda uyuyacaktım. Alexander’sız…
… Saat gece 05.00 olmuştu. Evde bi’gürültü bi’patırtı… Bizimkiler uçağa yetişmek için bi’oraya bi’buraya koşturuyorlardı. Ben üzerimi giyindikten sonra arabanın anahtarlarını alıp Locette’le aşağıya indim. Arabayı çalıştırıp beklemeye başladım. Uzun zamandır araba kullanmadığım için motorun ısınması lazımdı.

MERRY'NİN ARABASI
15 dakika falan geçmişti ki annemler aşağıya indi. Arabaya bindiler. Gülerek
— Nihayet geldiniz.
dedim. Locette de gülmeye başlamıştı. Yavaşça arabayı sürmeye başladım. Ormandan çıktıktan sonra geçtiğimiz sokaktaki insanları rahatsız etmemeye çalışarak yoluma devam ettim. Havaalanı evime yakındı. Uçağın kalkmasına da yaklaşık 10 dakika kalmıştı. Annemler gidiş geliş bileti aldığından bilet sorunumuz da yoktu. Yine duygusallığım tuttu. Ağlamaya başlamıştım.
— Anne, baba, Locette! Sizi çok özleyeceğim.
Babam gözlerimi sildi. Alnımdan öptü. Sanki onları bir daha hiç görmeyecekmişim gibi
— Hoşça kal Merry.
— Seni seviyoruz…
dediler. Bir anda anons geçtiler.
‘ İtalya yolcuları, lütfen uçağa! Birkaç dakika içinde uçak kalkacaktır! İtalya yolcuları, lütfen uçağa binsinler!’
Onları son bir kez daha öptükten sonra uçağa bindiler. Uçak havalandıktan sonra ben de arabama bindim. Sakin bir şekilde giderken birden cama yapıştı.
— Alexander n’apıyorsun? Alexander çekil! Alexander!
Alexander tam zamanında çekilmişti. Eğer çekilmeseydi kaza yapacaktım. Arabayı durdurdum o da içeriye girdi. Ben hala yaşadığım şoku atlatamamıştım. Durun bi’dakika! Vampirler şok geçirebilir miydi? Ya kaza yapsaydım, ya Alexander’ın başına bi’şeyler gelseydi? O zaman kendimi affetmezdim. Alexander’a baktığımda o da bana şaşkın bi’şekilde bakıyordu.
— İyi misin?
— Evet. Ama hala şoktayım gibi bi’şey… Vampirler şok geçirir mi?
— Şu an biraz olsun mantıklı konuşabildiğin için şok geçirmediğin kararına varıyorum. Ayrıca, sadece içeriye girmeye çalışıyordum. Ama sen farkında olmadan gaza yüklenince kendimi havanın direncine karşı ayarlayamadım. Seni korkuttuysam özür dilerim.
— Hayır. Sadece senin için endişelendim. Ya yaralansaydın?..
— Biz vampiriz, unuttun mu? Yaralanmaz ya da ölmeyiz…
— Unutmuşum. Annemlerin yanındayken kendimi daha fazla insanmışım gibi hissediyordum. Ama yine de senin için endişelendim. Endişelenemez miyim yani? Burada sevdiğim biri söz konusu…
Ona aşkımı sanırım bir kez daha kanıtlamıştım. Sıra ondaydı. Bana sarıldı. Anlaşılan bundan hoşlanmıştı. Bunu hissedebiliyordum. Alexander direksiyonun başına oturdu. Ben de onun yanındaki yolcu koltuğuna oturdum. Eve geldiğimizde saat 06.00’dı. Ve dersimiz bugün saat 09.00’da başlıyordu. Biraz uyumaya karar verdim. Alexander’la 2 saat uyuduktan sonra kalkmıştık. Hava bugün güneşliydi. Lanet olsun! Acı dolu bir gün daha, ıyk! Uzun kollu bir şeyler giyip üzerimi kapayamayacağıma göre böyle havalarda giydiğim askılılarımdan birini ve altıma kot pantolonumu giydim. Siyah topuklularımı da giydikten sonra saçımı taradım ve açık bıraktım.
Spoiler:
 
Hemen kahvaltımızı edip koşarak okula gittik. Okula 1 dakikada varmıştık ve daha 15 dakika vardı. Alexander’la beraber bahçedeki banklardan birine oturduk. Birkaç dakika sessizce oturduktan sonra sessizliğimizi o bozdu.
— Merry..
— Efendim?
— Kardeşinin yanına yani İtalya’ya yılsonunda gerçekten de gidecek misin?
— Tabii ki de gideceğiz. Benim sözüm her zaman sözdür.
— Gideceğiz, derken?
— Yani senle ben…
— Beraber mi gideceğiz?
— Neden olmasın?
Alexander’ın asık suratı yeniden gülmeye başlamıştı. Sanırım yılsonunda onu bırakıp kaçacağımdan korkmuştu. Eğer sorun buysa içi rahat olsun. Ben aşkımı bırakıp şuradan şuraya gitmem. Yüzü daha fazla gülmeye başlamıştı. İşin aslını öğrenmek için ona baktım.
— Şimdi neden bu soruyu sordun?
— Hiç… Merak ettim de ondan…
İsteğime kavuşmak üzereydim. O da beni deliler gibi seviyordu. Baksanıza, benden birkaç günlüğüne bile ayrılmak bile ona zor geliyor. Tam koyu bir sohbete dalmıştık ki zil çaldı. Herkes üniversitenin kapısı açılır açılmaz içeriye resmen hücum etti. Dersimiz tasarımdı. Kitaplarımızı alıp sınıfa girdikten yaklaşık 15 dakika sonra müdürümüz Bay George geldi.
— Baylar ve bayanlar! Bu günlük derslerimiz iptal edildi. Herkes evine gidebilir.
Aptallığım tutmuş olmalı ki ayağa kalkıp
— Neden?
diye sordum. Bay George her zaman ki sevecenliğiyle cevap vermişti.
— Öğretmenlerin bugün yurtdışında toplantısı vardı. Bütün öğretmenler yurtdışında…
Sınıf bir anda boşalmıştı. Biz de eve gittik. Başka ne yapabilirdik ki? Alexander bana
— Sinemaya gidelim mi?
dedi. Evde boş boş oturmaktansa sinemaya gitmeyi tercih edeceğimden
— Olur…
dedim.
Zaten bu günlerde sinemada çok güzel filmler de vardı. Birine giderdik herhalde. Alexander elinde broşürlerle odadan çıktı. Elinde on beşten fazla broşür vardı. Onları elime verince romantik ve komedi filmlerini Alexander’a geri verdim. Bu günlerde canım biraz gerilim istiyordu. Elimde kalanları da Alexander’a verdim. Ne de olsa Alexander filmleri benden daha iyi biliyordu.
— Canım biraz gerilim istiyor.
— Hım… O zaman hangisine gidelim? Bildiğim 2 film var. Korku evi 9 ve Echo…
— Hangisi daha korkunç?
— Burada yazanlara göre Korku evi 9.
— O zaman ona gidelim. Hangi seansı bize uygun?
— 2. seans. 13.45’te.
— O zaman sen burada bekle. Makyajımı tazeleyip geliyorum.
dedim gülerek. Odama çıktım. Makyajımı yaptığım sandalyeme oturdum ve hemen makyajımı tazeleyip aşağıya indim.
— Hadi gidelim. Yoksa filmi kaçıracağız.
— Koşarak mı? Arabayla mı?
Biraz düşündükten sonra
— Koşarak…
dedim. Alexander itiraz etmemişti. 10 dakika sonra film başlayacaktı. Sinemanın yakınlarında yavaşladık ve yürüyerek gelmişiz gibi davranarak içeriye girdik. Tam zamanında gelmiştik. Alexander biletlerimizi aldıktan sonra popcorn almaya gitti. Filmin birkaç dakika sonra başlayacağını anons ettiler. Biz de filmin başlayacağı yere girdik. Film başladığında Alexander popcorna yumulmuştu. Film dedikleri kadar da korkunç değildi. Tabii bana göre öyle...


KARAKTER TANITIMI




LOCETTE GUPTA
MERRY'NİN KIZ KARDEŞİ. MERRY'E ÇOK BENZİYOR VE ONA ÇOK BAĞLI.. KAHVE SAÇLI, SU YEŞİLİ GÖZLÜ... LİSE 2 ÖĞRENCİSİ...16 yasinda...



NICOLEA GUPTA
MERRY'NİN BABASI. KIZLARINI HERŞEYDEN ÇOK SEVİYOR. KAHVE SAÇLI, KAHVE GÖZLÜ. MİMARLIK YAPIYOR. 39 yasinda... KARISINI ASLA YÜZ ÜSTÜ BIRAKMAYACAK TİPTE KOCALARDAN... Wink



MARIA GUPTA
MERRY'NİN ANNESİ. KIZLARINI VE KOCASINI CANINDAN ÇOK SEVİYOR. BİR BÜRODA ÇALIŞIYOR. KAHVE SAÇI, OKYANUS MAVİSİ GÖZLERİ VAR. 38 yasinda... AİLESİ İÇİN HERŞEYİ GÖZE ALAN EŞLERDEN... Wink


En son dAmLaCıK tarafından C.tesi Eyl. 18, 2010 7:48 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 3 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Maskeli balo - BÜYÜK FİNAL
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
2 sayfadaki 4 sayfasıSayfaya git : Önceki  1, 2, 3, 4  Sonraki

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Karalama Defteri :: Defter :: Çok Bölümlü Hikayeler-
Buraya geçin: