Karalama Defteri

İstediğiniz konu ve düşünceye hitaben, yazdığınız veya yazmak istediğiniz yazılarınızı sunabileceğiniz, yeni dostlar edinebileceğiniz, istediğinizi özgürce söyleyebileceğiniz sanal defteriniz!.. :)
 
AnasayfaAnasayfa  KapıKapı  SSSSSS  AramaArama  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yap  

Paylaş | 
 

 Maskeli balo - BÜYÜK FİNAL

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Sayfaya git : Önceki  1, 2, 3, 4
YazarMesaj
dAmLaCıK
Profesyonel
Profesyonel
avatar

Mesaj Sayısı : 344
Kayıt tarihi : 13/06/10
Yaş : 22
Nerden : istanbul

MesajKonu: Geri: Maskeli balo - BÜYÜK FİNAL   Salı Kas. 23, 2010 5:47 pm

sena***love demiş ki:
Yehhuuuuuu!!!!!!
Daaaaddiiii..
Uff magandalığa başladım.
N'olur Damlamı, bir damla suyumu eve çağırmayın.
Ben yandım bu meraktan ne olur!

kız bekle biraz..
magandalığa başlama ayrıca yukarıdaki yoruma başka bi'şey daha ekledim canımm...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
dAmLaCıK
Profesyonel
Profesyonel
avatar

Mesaj Sayısı : 344
Kayıt tarihi : 13/06/10
Yaş : 22
Nerden : istanbul

MesajKonu: Geri: Maskeli balo - BÜYÜK FİNAL   Salı Kas. 23, 2010 7:19 pm


VI. BÖLÜM(FİNAL):MASKELİ BALO
~4 AY SONRA ~
… Yarın mezuniyet günü. Gerçekten de çok heyecanlıyım. Üç gün sonra da mezuniyet partisi olarak maskeli balo yapılacak. Bugün ise alış veriş yapmayı düşünüyordum. Mezuniyet töreni için kıyafet almam lazımdı. Birden pencereden Alexander ve Lizzy atladı.
— Biz geldik! Merry! Evde misin?
— Evet! Aşağıdayım!
— Ee! Bugün ne yapmayı düşünüyorsun?
— Alış veriş yapacağım. Mezuniyet törenine kıyafet almam lazım…
— Tamam o zaman, biz de geliyoruz. Öyle değil mi Alexander?
— Evet… Seni yalnız bırakmak istemeyiz…
Bugün Alexander’da bi’gariplik vardı. Daha doğrusu Richard öldüğünden beri… Okul dışında yanıma hiç uğramıyordu. Sanırım Lizzy yalnız kalmasın diye. Ama bi’uğrayıp halimi hatırımı sorabilirdi. Alexander yokken zaman çok yavaş geçiyordu. Bu yüzden ben de evime biraz çeki düzen vermiştim. Badanasını yeniledim, bazı mobilyalarımı değiştirdim ve bir piyano almıştım. Şimdi de çamaşırları yıkıyordum. Aslında çamaşır makinem vardı ama üç gündür elektrikler kesik olduğundan elimde yıkamak zorunda kalmıştım. Lizzy ile Alexander aralarında bi’şey konuşuyorlardı ve arada bir bana bakıp gülüyorlardı. Bu benim sinirimi bozsa bile umursamamaya çalıştım. Çamaşırları durulayıp sepete koydum ve asmak için bahçeye doğru sakin bir şekilde yürürken birden önümde Lizzy ve Alexander belirdi. Sanki Alexander bana bi’şeyler söylemek istiyordu ama lafı ağzında geveliyordu.
— Hadi Alexander, ne söyleyeceksen söyle. Yoksa beni hiç oyalama! Çamaşırları asmam lazım…
— Çamaşırlar asıldı!
dedi Lizzy. Şaşkınlıkla elimdeki boş sepete bakarken Lizzy kıkırdıyordu.
— Siz orada konuşurken ben çamaşırları astım bile.
— Lizzy! Buna hiç gerek yoktu. Ben kendim asardım.
— Olsun, hem siz konuşmanıza devam edin. Ayrıca araya girdiğim için özür dilerim Alexander…
dedi Lizzy. Önce neden özür dileme gereği duyduğunu anlamamıştım. Çünkü bunda özür dilenecek bi’neden göremiyordum. Ama sonradan Alexander’ın surat ifadesini görünce sorumu sormaktan vazgeçmiştim. Alexander’ın ne söylemek istediğini de merak etmiştim. Beklemeye başladım… Sonunda beyefendi kendini toparlayıp konuşmaya teşrif ettiler.
— Merry… Şey… Ben… Yarın mezuniyet töreninden sonra… Hım… Bi’şeyler yapmaya ne dersin?
— Çok isterdim Alexander ama başkasına sözüm var.
— Başkasına derken?
— Ailem tabii ki de…
— Ailen İtalya’dan geri mi dönüyor?
dedi şaşkınlıkla. Başımı ‘evet’ anlamında salladım. Alexander’ın asık olan suratı daha da asılmıştı.
— Tamam, o zaman… Sonra görüşürüz.
dedi ve hızla uzaklaştı. Lizzy arkasından sesini duyurabildiğince bağırdı.
— Alex, dur! Alex! Hani Merry ile alışverişe gidecektik! A- lex- an- der!
— Boş ver Lizzy. Biz de ikimiz gideriz.
Sepeti içeri bırakıp önlüğümü çıkardıktan sonra ceketimi alıp dışarı çıktım.

Lizzy bahçemdeki çift kişilik salıncakta sallanıyordu. Beni görünce ayağa kalktı.
— Bildiğim çok güzel bi’yer var. Oraya gidelim.
— Tamam. Sen zaten bu işlerde ustasındır. Kim bilir kaç yıldır, kaç defa mezuniyet elbisesi almışsındır.
— Bayağı oldu. Sahiden kaç taneydi?
— Ben de sana onu sordum ya!
İkimiz de gülerek benim arabama bindik. Lizzy bana yolu tarif ediyordu, ben de onun tarif ettiği yere sürüyordum. Yaklaşık bir saat sonra bir mağazanın önünde durduk. Arabamı park ettikten sonra biraz arabanın içinde durup indik. Hava güneşliydi ve bu benim son rahat nefesimdi. Bundan sonrakiler acı doluydu. İçeriye girdiğimizde önce biraz da olsa rahat bir nefes aldım ve şaşkınlığımı gizleyemeden etrafıma bakındım. Çünkü bu mağazada diğerlerinden farklı olarak her reyonda törenlerle ilgili resmi kıyafetler vardı. Başka bir mağazaya girseniz bütün kıyafetleri dağınık bir şekilde yerleştirilmiş bulurdunuz. Ama bu mağazada her kıyafet kullanıldığı alana göre belli bir örüntüye göre dizilmişti. Lizzy kolumdan tutarak beni mezuniyet töreni kıyafetlerine ayrılmış reyona götürdü. Bizim okulun adını da bulduktan sonra bize lazım olanları aldık. Birden gözlerim balo kıyafetlerinin olduğu reyona takıldı. Bu reyonda çok güzel abiyeler ve tuvaletler vardı. Lizzy’nin omzuna hafifçe vurarak dikkatini çekmeyi başardım. Elindeki pelerini bırakıp bana baktı.
— Efendim?
— Şuraya bi’baksana…
— Ne varmış orada?
— Görmüyor musun? Balo kıyafetleri var… Hem, hazır gelmişken maskeli balo için kıyafet de bakalım. Merak etme yeterince param var. – elimdeki desteyi gösterdim, ailemin gönderdiği harçlıkları biriktirmiştim ve iyi ki biriktirmişim.-
— Tamam, gidelim. Seni kıracağıma kafamı kırarım.
Beraber balo kıyafetlerinin olduğu reyona gittik. Dikkatimi çeken birkaç elbise vardı. Deneme kabinine girip üzerime giydiğimde prensese benzediğimi fark ettim. Dışarı çıkıp bir de Lizzy’e gösterdim. O da beğendi. Birden aklıma Alexander takıldı. Acaba o nasıl bir kostüm giyecekti? Benimkine uyum sağlayabilecek miydi? Üç kostüm beğenmiştim. Birini zaten ben alacaktım. Diğer ikisini Lizzy denedi. Onun üzerinde hangisi daha güzel duracaksa onu alacaktık. Sonunda bir tanesini seçtik ve beraber kasanın olduğu yere gittik. Parasını da ödedikten sonra mağazadan çıktık. Eve giderken aklıma yine Alexander geldi.
— Lizzy, Alexander’ın nesi var? Bana çok tuhaf davranıyor.
— Hiç… Hiçbir şeyi yok…
dedi gülerek. Biraz sinirlenmiştim. Her ne yapmayı planlıyorlarsa benden saklıyorlardı. Homurdanarak arabayı sürmeye devam ettim. Lizzy’i eve bıraktıktan sonra kendi evime gittim. Odama çıkıp aldığım elbiseyi buruşmadan hemen dolabıma astım. Alexander benden bi’şey saklıyordu. Bundan emindim. Ve bu da beni çok sinir ediyordu. Evde yapacak başka bir şey kalmadığından eşofmanlarımı giyip yatağıma oturdum. Hep erteleyip durduğum kitabımı aldım. Dehliz… Kitabın başlığı ilgimi çektiği için almıştım. Kitabı okumaya başladığımda gerçekten kendimi kaptırmışım.
‘…dehlizin kapağı üçüncü çekişten sonra açılmıştı. Yaklaşık 1,5 metrelik bir kuyu hemen önümüzdeydi. Önce arkadaşım atladı. Arkasından ben atladım. Arkadaşım…’
Birden kapının çaldığını fark edince yerimden zıpladım. Akşam olmuştu ve bu saatte kim gelmiş olabilirdi ki? Alexander olmazdı çünkü yaklaşık dört aydır yanıma gelmiyordu. Aşağıya inip kapıyı açtım. Kimse yoktu. Yağmur yağıyordu. Daha iyi bakabilmek için bir adım attım. Ayağıma bi’şey takıldı. Bir de ne göreyim! Kan kırmızısı bir buket gül…

Güllerin arasına baktım. Kart arıyordum. Acaba kim bırakmıştı? Bu da soru mu şimdi? Tabii ki Alexander’dandı. Kartı okuduğumda benden özür dilemek için gönderdiğini anlamışım fakat onu, bana neler olduğunu anlatana kadar affetmeyecektim. Ama çiçekleri de kapının önünde bırakamazdım ki. Çünkü çok güzellerdi. Üzerim biraz ıslanmıştı. Tam içeri girecektim ki bir inleme sesi duydum ve arkama döndüğümde hızla uzaklaşan bir karartı görmüştüm. Acaba bu… Yok canım, bu Alexander olmazdı. Eğer o olsaydı çiçekleri kendisi verirdi. Belki de hayal görmüştüm. İçeriye girip çiçekleri bir vazoya yerleştirdim. Mis gibi kokuyorlardı. Salonumu gül kokusu kaplamıştı. Odama çıkıp yatağımı açtım. Uyumaya çalıştım. Ama başaramadım çünkü Alexander yine yanımda yoktu. Geç saatlere kadar yatakta döneleyip durdum. Sonra sızmıştım…
… Sabah olduğunda aceleyle kalkmıştım çünkü tören için sadece yarım saatim kalmıştı. Üstüne bugün ailem de gelecekti. İçimi bir telaş kapladı ki evlere şenlik. Yarım saat içinde hangi birine yetişecektim? Önce banyoya girip beni rahatlatacak ılık bir duş aldım. Sonra tören kıyafetlerimi giyip aşağıya indim. Tam mutfağa girecektim ki zil çalmıştı. Kapıyı açtığımda ailem karşımda duruyordu. Onlara sarıldım ve birden gözümde sıcacık, iki damla yaş süzüldü. Fakat bunlar sevinç gözyaşlarıydı. Onları içeriye aldım.
— Kızım, senin eski eşyalarına ne oldu? Biz yokken epey para harcamışsın.
— Baba, sadece birkaç eşya ve badana, başka bi’şey yok yani. Ay! Ben geç kalıyorum. Hadi gidelim.
Arabama hep beraber binip artık son görüşüm olacak olan - belki 8 yıl sonra tekrar gelirim, aynı Alexander ve Lizzy gibi… - üniversiteme doğru sürmeye başladım. Bahçe çok kalabalıktı. Arabamı park etmek için zor yer bulmuştum. Ama o yer de Lizzy ve Alexander’ın arabasının yanıydı. Lizzy ve ailesi arabasının yanında bizi bekliyordu. Yanlarına gittik ve ailemi Lizzy ve onun ailesiyle tanıştırdım.
— Anne, baba… Bunlar Rose ve Blane Iquado. Bunlar da annem Maria ve babam Nicolea.
— Tanıştığımıza memnun olduk.
— Biz de…
— Hadi, törenin yapılacağı yere gidelim.
dedi Lizzy. Hep beraber tören için ayrılan bahçeye gittik. Bahçe bayağı kalabalıktı. Sonra Lizzy ile ben sınıfların toplandığı yere gittik. Aradan daha birkaç dakika bile geçmeden Alexander yanımıza geldi.
— Ailen gelmiş.
— Evet, öyle…
— Dün ki hediyeni beğendin mi?
— Beğendim ama hatırladığım kadarıyla bana bir açıklama borçlusun.
— Şey… Bu şimdi açıklayabileceğim bi’şey değil. Ama seni üzecek bi’şey değil tam tersine sevindirecek bi’şey. Hım… Hani sana aylar önce bir sürprizden bahsetmiştim ya daha çok onunla ilgili yani tamamen sürpriz.
— Peki, tamam o zaman.
— O halde beni affettin?
— Bana yine de bi’şeyler geveledin, öyle değil mi?
O sırada Bayan Geonson yanımıza geldi. Bizi sınıflarımıza ayırdıktan sonra gruplar oluşturdu. Aynı anda müdürümüz bir konuşma yaptı. Ve sonunda diplomalarımız alkışlar içerisinde dağıtılmaya başlandı. Mikrofonda isimlerimiz numara sırasına göre okunuyordu.
— 1955 Alexander Iquado…
— 1986 Merry Gupta…
— 2015 Lizzy Millar…
— …
Diplomalarımızı aldıktan sonra keplerimizi havaya fırlattık. Bazılarımızın ki yere düştü.

-orda, yere diz çökmüş olan kişi Bayan Geonson...-
Alexander beni tebrik ettikten sonra öptü. Sonra kendi ailelerimizin yanına gittik. Annem bana sarıldı. Tebrik ettikten sonra sevinçten ağladı. Onun gözlerini sildikten sonra babama döndüm. Beni tebrik eder etmez elime hediyemi tutuşturmuştu. Bu bir laptoptu. Babama teşekkür ettikten sonra kardeşime sarıldım. O da bana almış olduğu yusufçuk kolyeyi taktı.

merry'nin hediyesi olan laptop ve kolye
Sonra ailemden izin isteyip Alexanderların yanına gittim. Onlara dün ailemle vakit geçireceğimi söylemiştim. İkisini de tekrardan tebrik ettikten sonra akşama kadar evde olamayacağımı söyledim ve yarın onlarla görüşüp görüşemeyeceğimi sordum. Alexander yine bi’şeyler uydurdu. Sözde balo kıyafetini almaya gidecekti. Sözde, diyorum çünkü hiç de ciddi bir şekilde söylememişti. Lizzy ise seve seve kabul etti. Annemlerim yanına gittim. Sonra beraber, eskiden Alexander’la beraber gittiğimiz restorana gidip mezuniyet yemeği yedik. Yemeğimizi bitirdikten sonra biraz gezip geri eve döndük. Annemler yol yorgunu oldukları için benim daha önce onlar için hazırladığım odaya gittiler. Ben de kardeşimle beraber benim odama çıktık. Locette dolabımın kapağında asılı duran sarı tuvaletimi görünce ağzı beş karış açık kalmıştı.
— Merry! Bu ne için?
— Balo için.
— Balo mu?
— Evet, cumartesi günü maskeli balo yapılacak. Yarın da maske almaya gideceğim. Benimle gelmek ister misin?
— Maske almana gerek yok ki. Annem sana aldı.
— Ne?
— Mezuniyet hediyesi olarak almıştı. Sana orada vermedi. Sanırım unutmuştu.
— Yaşasın! Her şeyim tamam. Anneme balo yapılacağını söylemiştim. O da gitmiş maske almış, canım benim ya…
O kadar çok sevinmiştim ki çığlık atasım gelmişti. Akşama kadar Locette’le konuşmuştuk. Annemler uyanınca da hep beraber akşam yemeği yedik. Bugün çok çabuk geçmişti. Benimde uykum geldiği için erkenden uyudum. O kadar mutluydum ki… Artık mezun olmuştum ve okul hayatım sona ermişti. Gece çok güzel uyumuştum ve rüyamdaysa Alexander’la evlendiğimi görmüştüm. Sabah da doğal olarak gülerek uyanmıştım. Elimi yüzümü yıkayıp aşağıya indim. Annem çoktan uyanmıştı.
— Günaydın anne.
— Günaydın kızım. Bugün pek de neşeli görünüyorsun.
— Evet anne. Çünkü yarın balo var ve benim kısmen her şeyim hazır. Sadece maske ve takılarım kaldı. Bugün de onları tamamlayacağım.
Evet, maskeyi bilerek söylemiştim. Çünkü annem dünden beri beni meraktan çatlatmıştı. Locette bana bu gerçeği söylemeseydi belki bu kadar sabırsız olmayacaktım ama… Annem de benim sözlerimdeki manayı fark etmiş olacak ki birden bana
— Bekle.
dedi ve yukarıya doğru gitti. Elimdeki mısır gevreğini bırakıp anneme baktım. Odasından elinde bir kutuyla beraber aşağıya iniyordu. Tabii ben bunun maskem olduğunu çok iyi biliyorum. Kutuyu elime verdi.
— Kızım bunu sana dün verecektim ama unutmuşum.
— Önemli değil anne teşekkür ederim.
Kutuyu açtıktan sonra içindekini gördüğümde daha bi’mutlu olmuştum. Çünkü rengi sarıydı ve çok güzeldi. Kostümüme de uymuştu. Annemi kolundan tutup odama götürdüm ve dolabımın kapağında asılı duran kostümümü gösterdim.

merry'nin kostümü ve maskesi
Annem de sevindi.
— Tam da tahmin ettiğim gibi. Yine sarı…
dedi gülerek. Ben de ona eşlik ettim.
— Sarı rengi sevdiğini bildiğim için maskeni sarı almıştım. Sanki içime doğmuş sarı kostüm alacağın…
— Beni gerçekten de çok iyi tanıyorsun anne…
O sırada Locette gözlerini ovuşturarak yanımıza geldi.
— Bu ne gürültü böyle ya?
— Günaydın Locette.
— Günaydın…
— Ee! Nasılsın bakalım?
— İyiyim. Çok güzel uyudum.
— Buna sevindim. Sana o kanepede uyumamanı söylemiştim ama rahat ettiysen… Sanırım bir sorun yok. Neyse, hadi aşağıya inip kahvaltı edelim. Ama önce babamı uyandıralım.
Babamı da uyandırdıktan sonra beraber kahvaltı ettik. Sonra da şehirde ailemi gezdirdim. Birkaç ufak eksiğim vardı. Onları da tamamladıktan sonra annemleri eve bırakıp Lizzy’nin yanına gittim. Onunla beraber biraz avlandıktan sonra geri eve döndüm. Günüm bu sefer çok hızlı geçmişti. Hızlı yaşamaya alışıktım ama bu kadar hızlı geçeceğini hiç düşünmemiştim. Akşam hep uyuduğumdan da erken yatmaya gittim. Çünkü ertesi gün zinde olmam gerekiyordu. Ne de olsa yarın çok ama çok önemli bir gündü. Annemler televizyona bakarken ben de sıcacık bir duş aldıktan sonra uyudum. Sabah da erkenden uyandım. Bugün önemli bir gündü. Önce ılık bir duş aldım ve eşofmanlarımı giyip aşağıya indim. Mısır gevreğimi yemek için mutfağa girdiğimde Lizzy masanın üzerine oturmuş beni bekliyordu. Kostümünü giymişti ve elinde maskesiyle oynuyordu.

lizzy'nin kostümü ve maskesi
Beni gördüğünde ayağa fırladı.
— Senin burada ne işin var(!)?
— Seni görmeye geldim.
— Neden? Yarım saat daha bekleyemedin mi?
— Seninle acil bi’şekilde konuşmam lazım.
Merak içinde beklerken Lizzy hem gülmemeye hem de ciddi bir surat ifadesi takınmaya çalışıyordu.
— Ee… Seni bekliyorum…
— Tamam, şimdi odaklan ve bana ne gördüğünü söyle.
dedi endişeli bir şekilde.
— İlginç, hiçbir şey göremiyorum. Yoksa… Alexander mı burada(!)?
— Oh! Buna çok sevindim. Demek ki bu işe yaradı. Sürpriz kaçmadı. Ayrıca Alexander burada değil, birazdan gelecek.
dedi gülerek. Ona şaşkınlıkla bakakalmıştım.
— Ne sürprizi?
— Baloda öğreneceksin.
dedi. Sonra pencereden dışarı acele bir şekilde çıktı ve kapının önüne gelip zili çaldı. Neler olduğunu anlayamamıştım ama arkamda babamı görünce şoke oldum.
— Ben kapıya bakayım baba.
dedim masum bir surat ifadesi takınarak. Acaba babam Lizzy’i görmüş müydü?
— Hoş geldin. Baba, anne! Bakın Lizzy gelmiş!
— Merhaba, Merry’i almaya gelmiştim ama görüyorum ki daha hazırlanmamış.
— Tamam, hemen üzerimi giyinip geliyorum.
— İçeri girsene Lizie.
— Lizzy, efendim.
— Özür dilerim, benim hatam.
— Önemli değil.
Ben yukarı çıkarken annemle Locette aşağıya indi. Hemen elbisemi giyinip makyajımı yaptım. Vampirden çok prensese benzemiştim. Maskemi de kutusundan aldım ve aşağıya indim. Annem, babam ve en çok ta Locette bana hayranlık ve şaşkınlık içerisinde bakıyorlardı.
— Bu kadar çabuk nasıl giyindin?
— Çok güzel olmuşsun…
— Teşekkür ederim, ben hep hızlıyım.
— Hadi Merry, geç kalacağız.
Lizzy’le beraber bahçeye çıktık. Annemler evin önünden bizi izliyorlardı. Birden bir araba yanımıza geldi.

merry'nin evi
Bu Alexander’ın arabasıydı. Çok şık giyinmişti. Aşağıya inip arabanın kapısını binmemiz için açtı. Ben sırf ona inat arkaya oturdum. Biz arabaya bindikten sonra kapıları kapatıp direksiyonun başına geçti. Alexander ilk defa bu kadar yavaş gidiyordu. Ormanın başlangıcı benim evimden görünmüyordu ve toprak yola girdiğimizde Alexander gaza yüklendi. Sonunda alıştığım hızla gidiyorduk. Balonun yapılacağı büyük salona geldiğimizde Alexander bahçede arabasına boş bir yer buldu ve bizim kapılarımızı açtı. Aşağı iner inmez maskelerimizi taktık ve Alexander bana bir kutu verdi. Kutuyu açtığımda içinde pırlantalı bir taç vardı.

Ve o kadar güzeldi ki…
— Teşekkür ederim Alexander.
— Önemli değil…
Tacı takıp içeriye girdik. İçeriye girdiğimizde herkesin gözü üzerimizdeydi. Alexander birden beni çekiştirip sahnenin ortasına sürükledi. Lizzy de yanımızdan ayrılmıştı. Anlaşılan kendine bir partner bulmuştu. Çünkü daha önce hiç görmediğim biri Lizzy’le beraber hemen 2-3 çift arkada dans ediyorlardı. Alexander’la beraber dans ederken birden yere diz çöktü. Herkes bize bakıyordu. Alexander’sa cebinden bir şeyler çıkarmaya çalışıyordu. Yoksa… Rüyam gerçek mi olacaktı? Gözlerimin içine bakarak;
— Merry, benimle… Evlenir misin?
Herkesin bana meraklı gözlerle bakması pek hoşuma gitmemişti. Ne kadar kem küm ettiysem de bunu istediğimi bildiğimden
— Ah! Alexander, bu benim için bir onurdur. Evet…
Lizzy ve partneri de dahil olmak üzere herkes bizi alkışladı. Alexander aldığı tektaşı parmağıma takarken benim yüzüme bakarak konuşmaya çalışıyordu.

Sonunda ayağa kalktı ve gözlerime bakarak konuştu.
— İtalya biletleri de hazır. Sözünü tutacaktın ya, işte sana fırsat… Dönüşte yapacağımız düğün bile hazır…
— Alexander!
Ağlayarak ona sarıldım. Sonra da Alexander beni biraz kendinden uzaklaştırarak gözlerimin içine baktı. Yüzümü avuçlarının içine alıp gözyaşlarımı silip beni herkesin ortasında öptü. Hem utanmıştım hem de sevinçten deliye dönmüştüm. Sonunda rüyam gerçekleşmişti. Sevdiğim adamla evlenecektim. Şimdi bütün olanları anlamıştım. Demek Alexander bunun için benden kaçıyordu. Düğün hazırlıkları için. Dün de yüzüğü almaya gitmişti. Ama bunu ben neden görmemiştim? Lizzy bana bir şey yapmıştı, çünkü ‘bu işe yaradı’ demişti. O kadar sevinçliydim ki hala olanlara inanamıyordum. Başım dönmeye başlamıştı. Alexander’sa benim hem düşüncelerime hem de yüz ifadelerime gülüyordu. Tabii güler… Sevinçten saçma sapan şeyler düşünüyordum çünkü. Birden Alexander’ın ayağına bastım. Aslında bunu hak etmişti. Düşüncelerimle ona seslendim. ‘Bunu hak etmiştin. Beni onca ay yalnız bıraktın!’ O da bana fısıldayarak cevap verdi.
— Özür dilerim sevgili nişanlım…
Nişanlı… Buna alışabilir miyim bilmiyordum. Kendime daha önce söz vermiştim. Asla okulumu bitirmeden aşık olmayacağım,diye... Fakat sözümü tutamadım. Olsun... Sevdiğim adam her ne kadar canavar da olsa onun için kendimi feda etmiştim. Ve şimdi çok mutluyum. Ama anlaşılan yarın çook uzun ve yoğun bir gün olacaktı. Balo tüm hızıyla devam ediyordu. Benim MASKELİ BALO’m…
[/size]
alexander'ın kostümü ve maskesi;

Spoiler:
 


Merak edenlere yazarın ağzından;

3 ay sonra~
Lizzy, Merry’i çekiştirip duruyordu. Merry ise çok heyecanlıydı. Lizzy ona ne kadar ‘sabit dur’ dese de o yerinde duramıyordu. Gelinliğini bir türlü giyemiyordu. Kendi kendine ‘tamam, sakin… sakin…’ deyip duruyordu. Sonunda sabit durup Lizzy’e hazır olduğunu söyledi. Lizzy ise gelinliğin arkasındaki çaprazlama ipi bağlamaya başladı. Sonunda Merry hazırdı. Saçını da Locette ve Maria yapıyordu. Makyajını Rose üstlenmişti. Artık Merry gerçek anlamda hazırdı. Blane ve Nicolea kapıyı aynı anda çaldı.
— Siz daha hazır değil misiniz? Damat aşağıda sabırsızlanmaya başladı.
— Hazırız, 5 dakikaya kadar aşağıda oluruz.
— Hadi ufaklıklar siz aşağıya inin.
dedi Maria ve Rose. Lizzy ve Locette, Merry’nin nedimeleriydi. Aşağıdan müzik sesi gelmeye başlayınca Lizzy ve Locette aşağıya indiler. Merry ise babası ile beraber nedimelerinden sonra yavaş bir şekilde indi. Anneleri ise gelinliğinin kuyruğunu tutuyorlardı. Aşağıda damat adayımız gerçektende sabırsız bir şekilde onları bekliyordu. Derken gelinimiz geldi ve Nicolea onların ellerini birleştirdi. Sonsuz tebriklerini sunarak yanlarından ayrılıp eşinin yanına gitti. Merry ve Alexander yerlerine oturduktan sonra nikâh memuru geldi ve nikâh töreni başladı.
Yaklaşık 10 dakika sonra artık onlar da karı koca olmuşlardı. Alexander, Merry’nin duvağını açıp onu öptü. Merry ise Alexander’ı öperken elindeki buketi rast gele fırlattı ve o kadar hızlı fırlattı ki arka sıralardaki bir davetlinin kucağına düştü. Tabii çiçek kavgası olmuştu ama olanlar Merry’nin pek umurunda değildi. O başka bir şeyle meşguldü. Sonunda birbirinden ayrıldılar ve Merry elindeki evlilik cüzdanını havada herkesin görebileceği bir şekilde salladı. Nikâh memuru da onlara sonsuz tebriklerini sunarak masadan ayrıldı ve kocaman, 3 katlı bir pastayı Alexander ve Merry’nin yanına getirdiler. Pastayı beraber kestikten sonra sırada birbirlerine yedirmeleri vardı. Ama bir de küçücük bir sorun vardı. Merry artık gerçek bir vampirdi –dönüşümü tamamlanmıştı- ve yemek yiyemiyordu. Pastayı yutması biraz zor da olsa yuttu. Nasıl yuttuğunu kendisi de bilmiyordu. Sonra Alexander onu dans pistine götürdü ve dans etmeye başladılar. Dans etme sırası ilk gelin ve damattaydı. Daha sonra damat annesiyle, gelin de babasıyla dans etti. Merry üzerindeki şaşkınlığı atamasa bile bir şeyi kabullenmesi gerekiyordu. Artık evli bir kadındı…
Merak edenlere;
Merry’nin gelinliği:
Spoiler:
 


NOT: BURADAN YÖNETMENLERİME SESLENİYORUUMM! LÜTFEN BU HİKAYE KAPANMASIN...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
~//Pandora
Dublör
Dublör
avatar

Mesaj Sayısı : 260
Kayıt tarihi : 13/06/10
Yaş : 20
Nerden : Ankara

MesajKonu: Geri: Maskeli balo - BÜYÜK FİNAL   Perş. Kas. 25, 2010 8:58 am

Wu heeyyytt!!
İlk Yorum!
Of yorumum çok uzun sürecek söyleyeyim.
Öncelikle resimler.
Çok güzel şeyler koymuşsun yavrucağzım su Damlam.
Çok acınacak bir bölüm için konabilirdi şu salıncak resmi.
Her neyse kolyeye bittim ve bölüm için yorum:
Kız gereksiz yere inatçılık ediyor bence.
Her neyse sonu mutlu ya o bana yeter. Ay içim bir kötü oldu...
Çok mükemmel bir bölümdü.
Pırlantalı taca bayıldım.
Ay ağlayabilirim şimdi...
Tebrikler ve harika bir bölüm.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://gossipgirl-rpg.forumdizini.com
dAmLaCıK
Profesyonel
Profesyonel
avatar

Mesaj Sayısı : 344
Kayıt tarihi : 13/06/10
Yaş : 22
Nerden : istanbul

MesajKonu: Geri: Maskeli balo - BÜYÜK FİNAL   Perş. Kas. 25, 2010 5:15 pm

sena***love demiş ki:
Wu heeyyytt!!
İlk Yorum!
Of yorumum çok uzun sürecek söyleyeyim.
Öncelikle resimler.
Çok güzel şeyler koymuşsun yavrucağzım su Damlam.
Çok acınacak bir bölüm için konabilirdi şu salıncak resmi.
Her neyse kolyeye bittim ve bölüm için yorum:
Kız gereksiz yere inatçılık ediyor bence.
Her neyse sonu mutlu ya o bana yeter. Ay içim bir kötü oldu...
Çok mükemmel bir bölümdü.
Pırlantalı taca bayıldım.
Ay ağlayabilirim şimdi...
Tebrikler ve harika bir bölüm.

öncelikle teşekkürle başlamak istiyorum.
olsun.. ben zaten sizden upuzuunnn yorumlar bekliyorum..
hımm.. farketmemişim salıncak resmini..
bence de her neyse...
n'apalım inatçı bir yazardan ancak inatçı bir karakter çıkar bence...
evet süper bir MUTLU SON oldu.
tacı ben de çok sevmiştim..
dur kızz..
nie ağlıyon..
hikaye bitti diye mi?
ağlama canikom..
inşallah başka bir hikayede görüşürüz..
teşekkür ederim tatlımm.... I love you
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Goffret ~
Figuran
Figuran
avatar

Mesaj Sayısı : 141
Kayıt tarihi : 18/06/10
Yaş : 22

MesajKonu: Geri: Maskeli balo - BÜYÜK FİNAL   Perş. Kas. 25, 2010 8:02 pm

Hobaa yorum yazıyorum.
Cok güzel bir finaldi.
Duyguları falan cok güzel anlatmıssın tatlım.
Okuması da zevkliydi.
Akıcı bir sekilde yazmıssın çünkü.
Ayrıca o buldugun elbiseler ve maskeler cok hostu.
Özellikle bizim kızceğzin balo kıyafetine öldüm.
Anasının aldıgı maskede cok uyumluydu.
Daha önce basını okuyup kalmam iyi olmus bence.
Bu sayede yeni bölümü bekleme stresini yasamadım.
Umarım daha bir sürü hikayenin finallerini yazarsın canım.
Senin elinden birkaç hikaye daha okumak isterim.
Ellerine saglık Damlacım (:

Ve xo xo forum forum gezen görl
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://kafadaryazarlar.yetkin-forum.com/
dAmLaCıK
Profesyonel
Profesyonel
avatar

Mesaj Sayısı : 344
Kayıt tarihi : 13/06/10
Yaş : 22
Nerden : istanbul

MesajKonu: Geri: Maskeli balo - BÜYÜK FİNAL   Cuma Kas. 26, 2010 7:22 pm

Goffret ~ demiş ki:
Hobaa yorum yazıyorum.
Cok güzel bir finaldi.
Duyguları falan cok güzel anlatmıssın tatlım.
Okuması da zevkliydi.
Akıcı bir sekilde yazmıssın çünkü.
Ayrıca o buldugun elbiseler ve maskeler cok hostu.
Özellikle bizim kızceğzin balo kıyafetine öldüm.
Anasının aldıgı maskede cok uyumluydu.
Daha önce basını okuyup kalmam iyi olmus bence.
Bu sayede yeni bölümü bekleme stresini yasamadım.
Umarım daha bir sürü hikayenin finallerini yazarsın canım.
Senin elinden birkaç hikaye daha okumak isterim.
Ellerine saglık Damlacım (:

Ve xo xo forum forum gezen görl

teşekkürler bebişim...
duygular benlik şeyler zaten...
akıcılık... hımm.. aslında ben oraları hızlı geçiş yaptım desek daha uygun olr tabee..
ama eleştiriler ve tabiisi iltifatlar siz okuyucularıma kalmış...
evet elbiselerini özene bezene seçmiştim ben de..
aylardır o elbiseler takılmıştı kafam..
en azından sen yb yb diye tutturup senacığım gibi tehdit benzeri şeyler etmedin..
yani benim için de biraz güzel biraz da kötü oldu.
yani iyi olması tehdit benzeri şeyler yok..
kötü olması okuyucu kaybettim sanmıştım ve çoookk üzülmüştüm..
ama sen geri döndün canımsıın.. Laughing
inşallah yeni finaller olur..
ve resimleri senden olur ona göre ha..
tabiii sena da isterse biraz el atabilir...
haha ha tabii ki şaka..
senacığım senden de resimler isterim yeni hikayelerde..
örneğin BÜYÜK KAPIŞMAda...
gofretim BÜYÜK KAPIŞMAnın ne olduğunu senanın yeni hikayesinde belirttim.
merak edersen bakarsın canım..
tekrardan teşekkürler kuzum..

aa! sen genişçene yazcam demiştin.
ama kısa ve öz olmuşşş...
ama benimki maşallah çarşaf misali olmuş.. Laughing
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Goffret ~
Figuran
Figuran
avatar

Mesaj Sayısı : 141
Kayıt tarihi : 18/06/10
Yaş : 22

MesajKonu: Geri: Maskeli balo - BÜYÜK FİNAL   Cuma Kas. 26, 2010 7:47 pm

Büyük Kapışma.. Hm, güzel olur eminim.
Cullen vs Potter
Hahahha, eglenceli bir şeyler çıkar ortaya kesin.
Bekliyorum senden böyle işler tatlım. Laughing


Evet ya neden uzun yazamadım ben de anlamadım valla.
O kadar da uzun yazıcam falan diye baslamıstım yoruma.
Neyse artık bir dahaki hikayelerinde acıgı kapatırız bebis. Cool
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://kafadaryazarlar.yetkin-forum.com/
dAmLaCıK
Profesyonel
Profesyonel
avatar

Mesaj Sayısı : 344
Kayıt tarihi : 13/06/10
Yaş : 22
Nerden : istanbul

MesajKonu: Geri: Maskeli balo - BÜYÜK FİNAL   Cuma Kas. 26, 2010 7:52 pm

Goffret ~ demiş ki:
Büyük Kapışma.. Hm, güzel olur eminim.
Cullen vs Potter
Hahahha, eglenceli bir şeyler çıkar ortaya kesin.
Bekliyorum senden böyle işler tatlım. Laughing


Evet ya neden uzun yazamadım ben de anlamadım valla.
O kadar da uzun yazıcam falan diye baslamıstım yoruma.
Neyse artık bir dahaki hikayelerinde acıgı kapatırız bebis. Cool

çok doğru cullen vs. potter..
ortalığı çok fena karıştıracağım..
sena harry potter'ı yazacak ben de alacakaranlık'ı yazacağım..
hatta dedikodu kazanında bunun için sena ile beraber konu bile açabiliriz..
BÜYÜK KAPIŞMA hakkında... Laughing
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Maskeli balo - BÜYÜK FİNAL
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
4 sayfadaki 4 sayfasıSayfaya git : Önceki  1, 2, 3, 4

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Karalama Defteri :: Defter :: Çok Bölümlü Hikayeler-
Buraya geçin: