Karalama Defteri

İstediğiniz konu ve düşünceye hitaben, yazdığınız veya yazmak istediğiniz yazılarınızı sunabileceğiniz, yeni dostlar edinebileceğiniz, istediğinizi özgürce söyleyebileceğiniz sanal defteriniz!.. :)
 
AnasayfaAnasayfa  KapıKapı  SSSSSS  AramaArama  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yap  

Paylaş | 
 

 ~~ CAMDAN BİR KALP ~~ 1. BÖLÜM

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 

HİKAYEMİ BEĞENDİNİZ Mİ ?
A - Evet çok harika bir hikaye devam et.
100%
 100% [ 4 ]
B- Ben pek beğenmedim.
0%
 0% [ 0 ]
Toplam Oylar : 4
 

YazarMesaj
md.sun
Amatör
Amatör


Mesaj Sayısı : 2
Kayıt tarihi : 04/01/11
Yaş : 22
Nerden : İSTANBUL

MesajKonu: ~~ CAMDAN BİR KALP ~~ 1. BÖLÜM   Salı Ocak 04, 2011 5:04 pm

Merhaba arkadaşlar...
Bana Honey diyebilirsiniz. Sizlere kendi yazdığım hikayemi paylaşacağım.
Bu hikayede Alacakaranlıktaki karakterleri koydum.
Umarım beğenirsiniz.



Camdan Kalp


Kendimi bildim bileli New York çocuk esirgeme kurumundaydım. 18 yaşında ayrıldığım yerdeydim tekrar. Hayatım boyunca buradan nefret etmiştim.
Burada hatırladığım hiç güzel bir hatıram yoktu. Acıyla geçen bir çocukluk, gençlikti burada hatırladıklarım. 18 yaşına kadar her şeyden nefret ettiğimi hatırlıyorum, buradan çıktığımda kendimi yeniden doğmuş gibi hissetmiştim ama şimdi yine tekrardan buradaydım. Beni buraya bırakan vicdansız anne ve babamı bulmak için... Artık güçlü bir insandım, kendi ayaklarımın üstünde duruyordum. Alket Mimarlık şirketinde, mimarlık yapıyordum son 4 yıldır. Ödüllü bazı projelerim vardı. Ödüllü bir mimar olduğum için maaşımda iyiydi. Bugün işten ayrılsam bir saate kalmaz iş teklifleri almaya başlardım ama burayı seviyorum, iş arkadaşlarımı, tonton patronumu, ben onlar sayesinde yaşamayı öğrendim. Özellikle benim tonton ihtiyarım Marcus Alket, bana yaşamayı öğreten o olmuştu. Onunla ilk burada karşılaşmıştım.
O günü hala dün gibi hatırlıyordum; doğum günümdü, 18 yaşına basmıştım. Elimde eskiz defterim resim yapıyordum. Müdür artık burada kalamayacağımı söylemişti. Burada sadece bir ay daha kalabileceğimi söylemişti. Buradan ayrılan kızların genelde ne iş yaptıkları belliydi; ya garson olursun, ya da sokak kadını. Tek tük okuyanlar vardı bide onlarda çok zeki olduğu için burs kazanmıştı.
Ben ne yapacaktım. Derslerim iyiydi ama başvurduğum üniversitelerden hiç biri burslu kabul etmemişti. Banka hesabım sıfır gibiydi. Pek bir şey yoktu.
Garson olamazdım çünkü bir şeyleri taşırken düşürmek gibi bir huyum vardı.
Sokak kadını şıklarda bile yoktu.
Ben ne yapacağım diye düşünürken birden yumuşak bir ses
“ Çok karamsar bir resim değil mi o?” yerimden sıçradım korkmuştum. Bu densizde kimdi böyle. Ödüm b*kuma karışmıştı resmen. Beyaz olan tenimin daha da beyazladığına eminim.
Konuşan kişiye baktığımda göbekli tonton bir ihtiyarcık, gözlerini kısmış, alnı kırışmış bir şekilde yaptığım resme bakıyor.
Bende ne çizdiğime baktım. Bazen kendimi resimlerimle ifade ederdim. Bu resimde öyleydi. Bir kız (ben),uçurumun kenarında öyle aşağıya bakıyordu. Atlamak ister gibi.
İhtiyara baktım “Hayat karamsar ben ne yapayım ihtiyar” dedim.
“Hayat o kadar karamsar değildir. Nasıl baktığınla alakalı bu ‘genç’” hıhh genci vurgulayarak söylemişti.
Küçümseyerek baktım. Alayla “ Hadi ya nasıl baktığınla alakalı demek ihtiyar? Ben sana hayata nasıl baktığımı göstereyim. Ben bir p*çim, ne annem ne babam var.
Hayata dair güveneceğim kimse yok. 18 yaşına girdim diye buradan çıkmam gerekiyor. En fazla bir ay daha buradayım. Hiçbir üniversite beni burslu olarak kabul etmiyor. Geleceğimde hiç bir şey yok. F*hişe olmak istemiyorum ama galiba bu seçeneklerle başka da bir şey olamayacağım. Zaten hak ettiğim şeyler bunlar dimi anne babanın günahını çocuklar çekermiş, ben doğmaması gereken biriyim. Burada ki çocukların hepsi böyle, aşağılık anne babalarımız yüzünden burada acı çekiyoruz. Eğer o zevk anlarında korunmayı düşünselerdi ya da doğurmadan aldırsalardı bu acıları çekmeyecektik.
İhtiyar söylesene bana sen böyle bir hayat yaşasan hala hayata umutla bakabilir misin?”.
Gözleri bana acıyla bakmaya başladı.
“İstesen benim yanımda çalışabilirsin. “
Sinirlendim ben bunları iş istemek için yapmamıştım.
“Hey sen beni ne zannediyorsun? Ben bunları bana acı diye anlatmadım. Benim kimsenin sadakasına ihtiyacım yok.”
Arkamı döndüm ve yatakhaneye doğru yürüdüm. O adam kendini ne zannediyordu. Yatakhanede kimse yoktu. Rahatça ranzama yattım. Bu sert yataktan nefret ediyorum. Beni doğurup buralara attığı için annem olacak olan o kadından da nefret ediyorum.
12 Temmuzdan yani bugünden nefret ediyorum. Her şeyden herkesten özellikle kendimden nefret ediyorum.
Resim defterim nerede, resim yapmak bana daha iyi gelecekti.
Ah bahçede kalmıştı. Gidip almam gerekiyordu yoksa kesin biri yürütürdü.
Bahçeye baktım yoktu. Hiçbir yerde yoktu. O defter benim her şeyimdi. Tüm duyguları bazen yazmış bazen resimle göstermiştim. Ben ne yapacaktım şimdi.
Durdum kendi kendime ‘ah boş versene zaten buradan bir ay içinde gideceksin hem kim ne yapsın acılarla dolu defterini. Zaten defterin sayfaları bitmişti. Son sayfama da o resmi yapmıştım.’
Hava kararmaya başlamıştı. Birden tiz bir zil çaldı. Yemek vakti. Yine aç kalmak istemiyorsam, yemekhaneye koşsam iyi olacak.
“ Hey kalk uyan müdür seni çağırıyor.” Bu da ne? Ah cadı Rose. Yaşlı cadı, yine diyor bu.
“ Ne istiyorsun?”
“ Müdür seni çağırıyor. Galiba buradan gitme vaktin geldi ha” Pispis sırıtıyordu.
Ah evet kesin ne zaman gideceğimi söyleyecekti.
Üstümü değiştirip müdürün odasına gittim. Kapıyı tıklatıp içeri girdim.
Müdür bana baktı ve gülümsedi. Çok cana yakın bir gülümsemeydi. Ne olmuştu da bu adam bana gülümsüyordu.
“ Otur Bella. Bu zarf sana geldi.” Zarfı bana uzattı. Üzerinde darmoth un arması vardı. İçinde yazılanları okuduğumda resmen dilim tutulmuştu. Darmoth a kabul edilmiştim hem de burslu olarak. Kayıtları bir hafta içinde yaptırmam gerekiyormuş. Resmen bir şok geçiriyordum. Ben darmoth başvurmamıştım ki. Müdüre baktım. “tebrik ederim Bella bu büyük bir başarı.” dedi sırıtarak.
“ ama ben darmothta başvurmadım ki bu işte bir iş var” hala şaşkındım. Sevinmek istiyordum ama bu işte bir iş vardı. Belki de beni başka biriyle karıştırmışlardı.
“ Hayır, o zarf sana ait.”
Demek bana aitti. Yani artık buradan kurtulmuştum. Artık hayata ümitle bakabilecektim.
“ Teşekkür ederim ben eşyalarımı hazırlasam iyi olacak kayıtları yaptırmak için acele etmem gerekecek.”
“Tamam, iyi yolculuklar hayatta başarılar dilerim. Bizi unutma ziyaretimize gel.”
Hah ya bende buraya gelirdim ya. Çok beklersin.
“Pardon size nasıl yardımcı olabilirim.” Orta yaşlı şeker bir kadın bana bakıyordu. Kadının sesiyle şimdiki zamana geri döndüm.
“ Özür dilerim ben idareye gidecektim de” kadın bana baktı galiba çocuk evlat edinmek için geldiğimi sanmış olacak ki
“ Çocuk evlat edinmek için geldiniz demek çok tebrik ederim buyurun sizi götürüyüm” kadına şaşırmış bir şekilde baktım,
“ Ben hayır çocuk evlat edinmek için gelmedim.” Kadın bu sefer bana daha dikkatli baktı üstümü inceledi. Üzerimde krem rengi ipek pantolonum ve ona uyumlu sarı renkli göleğim vardı sarı krem renginin karıştığı şık bir çanta ve sarı renkli topuklu ayakkabım.
Bu seferde beni müfettiş filan sandı herhalde (:
“O zaman siz yeni gelen müdür olmalısınız.” Kadına baktım daha fazla dayanamadım;
“ Hayır, buraya ailem hakkında bir şeyler öğrenmek için geldim.”
Benim de p*ç olduğumu tahmin etmemişti galiba.
“ Ya tamam ama müdür emekli oldu. Sekreterinde pek yardımcı olabileceğini sanmıyorum”
O önde ben arkada yürüyorduk. Bu koridorlarda ne çok zamanım geçmişti ama hatıralarımdan hiç biri güzel değildi. Acıyla harmanlanmış bir yaşamdı buradaki hayatım.
Sekreterden de pek bir şey öğrenememiştim.
Sadece Forks’dan geldiğini biliyordum. Başka hiç bir şey yoktu. Ama Forks bildiğim kadarıyla küçük bir yerdi. Beni buraya bırakan insanları daha çabuk bulabilirdim.
Onları bulup hayatımı neden mahvettiklerini öğrenecektim.
İşten iki aylık izin almıştım. Marcus niyetimin ne olduğunu biliyordu ve beni bu konuda destekleyen tek kişi oydu. Ne David ne de Meredith beni desteklemişti bu konuda.
Marcus’u aradım şimdi ne yapacağımı konuşma vakti gelmişti. Sonuçta orası küçük bir yerdi insanlar onlara sürekli geçmiş hakkında soru soran birini merak ederlerdi.
“ Marcus benimkiler hakkında bir şeyler öğrendim Forks’dan gelmişler galiba
Biliyorsun orası küçük bir yer bana yardım edebilir misin, biliyorum senden çok şey istiyorum ama yine yardımına ihtiyacım var” Marcus her zaman arayabilirdim. Yetimhanenin bahçesinde karşılaştığımızdan beri beni hiç yalnız bırakmamıştı.
“ Kızım tabi ki yardım ederim, demek Forks ha, sen eşyalarını hazırla ama öyle çok göze batacak şeyler alama yanına, hoş sen istemesen de göze batarsın benim güzel kızım”
‘Ha ha ha’ kahkahaları o kadar şendi ki beni de gülümsetti.
“ Tamam, Marcus senden haber bekliyorum. Kendini çok yorma biliyorsun doktor kendine dikkat etmen gerektiğini söyledi.” Onu kaybetmeye dayanamazdım. O benim hiç sahip olamadığım babam gibiydi.
“ Kız kapa çeneni ben turp gibiyim o doktor bozuntusu benden para kopartmak için başıma ikide bir hastalık çıkartıp duruyor.” Marcus doktorundan nefret eder. Ama Marcus tek Philip’den değil tüm doktorlardan nefret eder.
“ Ahh ” diye birden bağırınca yerimden sıçradım.
“ Marcus iyi misin bir şey mi oldu? ilaçların yanında mı? dur telefonu kapat hemen doktorunu arayayım” ona bir şey olursa yaşayamazdım.
“ Dur kız bana bir şey olduğu yok aklıma sadece bir şey geldi onu düşünüyordum. Benim ölmeye henüz niyetim yok, daha torunlarımı seveceğim ben”
“Ah Marcus lütfen daha henüz evlenmeyi düşünmüyorum biliyorsun değimli? Sen torun sevgisini başka bir sevgiyle değiştir olmaz mı?” beni öldürecek resmen, kalp krizi geçirdiğinden beri torun deyip duruyor. David’le de onun sayesinde tanışmıştık zaten.
“Ne hayatta olmaz senden iki ay sonra ben hamileyim Marcus diye gelmeni istiyorum. David’in gerçekten bu kadar yavaş olduğunu bilmiyordum, seni bir hamile bırakamadı ama tabi önce seni yatağa atması gerekiyor ama Albert’ten öğrendiğime göre gece hiç senin evde kalmamış. Sen derhal bana bir varis yapacaksın tüm bu olaylar bitince babası maması önemli değil bekâr annede olabilirsin ben torunuma bakarım tamam mı Bella?” beni öldürecekti. Tabi ben önce Albert’i öldürecektim. ( Albert benim kaldığım rezidans da çalışan güvenlik.)İki ihtiyar birbirini bulmuş resmen benim seks hayatımı konuşuyorlar.
“Pekâlâ, bu şeyler bitsin sana bir torun yapacağım ama lütfen artık Albert’le benim seks hayatımı konuşmayın.”
“Ne tamam demek torun yapacaksın bir daha hayatta konuşmam artık Albert’le benim haddime mi senin seks hayatına karışmak sen yeter ki kararından vazgeçme tamam mı kızım. Ben, Forks meselesini halledeyim seni arayacağım tamam mı hadi byy” telefonu kapattı ve düşündüm…
Ah ben ne demiştim ama bir çocuğumun olmasını bende istiyordum David de iyi biriydi bebeğimin babası olmak için mükemmel biriydi ama onunla gezmek, eğlenmek, konuşmak iyiydi ama onunla öpüşmekten ileri gidememiştik bir türlü belki de bundaki etken daha önce hiç seks yapmadığımdandı. Korkuyordum ama neden korktuğumu bilmiyorum.
Bunları düşünürken bavulumu hazırladım fazla göze batan giysiler almadım.
Sonunda bavul hazırlığı bitmişti. Dışarı baktım hava kararmıştı. Mutfağa gidip telefonu aldım dolabın üzerindeki pizzacılardan birini aradım. Yarım saate burada olurdu. Pizzanın yanında yemek için birde salata yaptım. Kapı çaldı gelen pizzacı olmalıydı. Kapıyı açtığımda David’le yüz yüze gelmem bir oldu.
“David senin burada ne işin var?” Pizzacı yerine David geldiği için kızmıştım. Belki de o gelmeden önceki düşüncelerim yüzünden.
“ Bebeğim bu nasıl karşılama böyle. Seni özledim geldim. Beni içeri almayacak mısın? hem bak burada ne var” mavi gözleri muziplikle parlıyordu. Birden ellerini arkasından çıkardı. Mmm pizza!!
Hemen elinden pizzayı kaptım.
“Pizzacıyla kapıda karşılaştık bende hemen pizzaları kaptım hadi yiyelim ben çok acıktım.” Aç hemen pizzama ortak olacaktı.
Koltukta arkaya doğru yaslandım. Ohh sonunda doymuştum 8 kişilik pizzayı David’le resmen kapışarak yemiştik. David’e baktım, bugün çok yakışıklıydı hoş o her zaman yakışıklıdır ama bu gün daha bir yakışıklıydı. Onu iki ay boyunca çok özleyecektim. Sevgilim olması dışında, o benim arkadaşımdı.
“ Ee gedeceksin galiba” bavullara bakarak konuşmuştu. Bavulları kapının yanına koymuştum.
“Evet, gideceğim.”nereye gideceğimi söylemedim. Biliyordum ki peşimden gelecekti.
“Pekâlâ, git ama lütfen beni unutma.” Sanki ondan izin istermişim gibi konuşması hoşuma gitmiyordu. Neyse şimdi onu kırmak istemiyordum sonuçta David’i iki ay boyunca görmeyecektim.
“Seni özleyeceğim David. Bunu yapmam gerek, geçmişi unutup geleceğime bakmam için bunu yapmam gerekiyor.” Evet, bunu yapacaktım ne olursa olsun.
Ayağa kalkıp yanıma oturdu.
“Ben sadece beni unutmandan korkuyorum.” Gözleri hüzünlenmiş başını aşağı eğmişti.
Elimle çenesinden tutup kaldırdım.
“ Seni unutmayacağım David” yavaşça dudaklarından öptüm. Geri çekileceğim zaman beni kendine çekti ve hararetle öpüşmeye başladık. Öpüşürken ellerinin bluzumdan içeri girdi. Elleri yavaş yavaş göğüslerime gidiyordu, sonunda göğüslerimde durduğunda, dudaklarını dudaklarımdan ayırıp bana baktı. Bakışlarından ne demek istediğini biliyordum. Genelde hep bu kısımda duruyordum ama bu sefer devam etmek istiyordum. David i istiyordum. Konuşacak durumda değildim. Dudaklarına baktım sonra gözlerine ve tekrar dudaklarına baktım. İnleyerek dudaklarıma yapıştı. Tutkuyla öpüşüyorduk bu sefer. Beni yavaşça kanepeye yatırdı oda üzerime uzandı. Elleri göğüslerimi okşuyordu. Daha sonra bacaklarıma doğru bir yol izledi. Elleri bacaklarımın her yerinde dolaşıyordu. Bu arada hala öpüşüyorduk.
“Seni istiyorum Bellaa” inledi.
[center]


BİRAZ UZUN OLDU SANIRIM...
UMARIM BEĞENMEİŞSİNİZDİR. DÜŞÜNCELERİNİZİ PAYLAŞIRSANIZ SEVİNİRİM. Razz
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
~//Pandora
Dublör
Dublör
avatar

Mesaj Sayısı : 260
Kayıt tarihi : 13/06/10
Yaş : 20
Nerden : Ankara

MesajKonu: Geri: ~~ CAMDAN BİR KALP ~~ 1. BÖLÜM   Çarş. Ocak 05, 2011 2:31 pm

Duygusal,güzel....
Şahsen ben beğendim. Hele uzunluğu...
Paha biçilemez. (Bunu ben mi söylüyorum?Bir bölümü kısacık tutan kız???)
Ellerine sağlık Smile
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://gossipgirl-rpg.forumdizini.com
md.sun
Amatör
Amatör


Mesaj Sayısı : 2
Kayıt tarihi : 04/01/11
Yaş : 22
Nerden : İSTANBUL

MesajKonu: Geri: ~~ CAMDAN BİR KALP ~~ 1. BÖLÜM   Perş. Ocak 06, 2011 4:15 pm

sena***love demiş ki:
Duygusal,güzel....
Şahsen ben beğendim. Hele uzunluğu...
Paha biçilemez. (Bunu ben mi söylüyorum?Bir bölümü kısacık tutan kız???)
Ellerine sağlık Smile

saol canım
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
dAmLaCıK
Profesyonel
Profesyonel
avatar

Mesaj Sayısı : 344
Kayıt tarihi : 13/06/10
Yaş : 22
Nerden : istanbul

MesajKonu: Geri: ~~ CAMDAN BİR KALP ~~ 1. BÖLÜM   Perş. Ocak 06, 2011 6:47 pm

wıışşşşş...
bu ne böyle bea!
çook güzeldi fakat başlarını sanki ben başka bir yerde okumuştum....
bir an donup kalmıştım..
ama olsun..
yiine de güzeldi.
bunun devamı olacak değil mi?
olmazsa çatlarım ama bir şey daha var.
konusu alacakaranlık gibi olacaksa hayran hikayelerine koy hikayeni.
yok sadece karakterler alacakaranlık'takiler olacaKSA kalsın.
tamam mı?
başarılarının devamını diliyorum..
bir de fazla argo kullanma tamam mı?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
bethol
Amatör
Amatör


Mesaj Sayısı : 1
Kayıt tarihi : 05/08/10
Yaş : 23
Nerden : İZmirlii

MesajKonu: Geri: ~~ CAMDAN BİR KALP ~~ 1. BÖLÜM   Paz Ocak 30, 2011 2:41 pm

bu hikayeyi diğer sitede okumuştum. Ordakinide mi siz yazıyorsunuz? ordaykende bu hikayeye bayılıyordum Smile
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
~~ CAMDAN BİR KALP ~~ 1. BÖLÜM
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Karalama Defteri :: Defter :: Çok Bölümlü Hikayeler-
Buraya geçin: